Facebook

Sözlük

level

adjective

Türkçe'si düz,yatay,seviyeli
Tür adjective
Örnek Cümle
Jean-Jacques Rousseau, who was one of the forerunners of the Romantic Movement, put emotion at a higher level than reason.
Romantik akımın öncülerinden biri olan Jean-Jacques Rousseau, duyguyu akıldan daha yüksek bir düzeye koymuştur.

verb

Türkçe'si düzleştirmek,yıkmak
Tür verb
Örnek Cümle
British exporters complain to their government as much about the speed with which sterling has climbed as about the level it has reached.
İngiliz ihracatçılar, hükümetlerine, sterlinin ulaştığı düzeyden olduğu kadar, tırmandığı hızdanda şikayet etmektedir.

noun

Türkçe'si seviye,düzey
Tür noun
Örnek Cümle
If the pollution affects the level of carbon dioxide in the atmosphere, the results are likely to be serious.
Kirlenme atmosferdeki karbon dioksit düzeyini etkilerse sonuçlar ciddi olabilir.