Facebook

Sözlük

wait

verb

Türkçe'si beklemek
Tür verb
Örnek Cümle
Although Sabri was to meet me at ten o‘clock, he didn’t arrive till half past ten, so I had to wait for a very long time.
Sabri benimle saat 10’da buluşacaktı ama saat 10.30’a kadar gelmedi; bu nedenle çok uzun bir süre beklemek zorunda kaldım.

noun

Türkçe'si bekleyiş, bekleme
Tür noun
Örnek Cümle
The patient had to wait in the doctor’s office a long time.
Hasta, doktorun muayenehanesinde uzun süre beklemek zorunda kaldı.

Alternatif öneriler:

wait forwait onwait up for