Facebook

Sözlük

bound

adjective

Türkçe'si yükümlü, olması kesin
Tür adjective
Örnek Cümle
If you eat that fish, you’re bound to be sick.
O balığı yersen, mutlaka hastalanırsın

verb

Türkçe'si zıplamak
Tür verb
Örnek Cümle
If you play poker tonight, you're bound to lose money.
Bu gece poker oynarsan, mutlaka para kaybedeceksin.