Facebook

Sözlük

bound

adjective

Türkçe'si yükümlü, olması kesin
Tür adjective
Örnek Cümle
If you eat that fish, you’re bound to be sick.
O balığı yersen, mutlaka hastalanırsın

verb

Türkçe'si zıplamak
Tür verb
Örnek Cümle
It has bound the European nations together, making war between them unthinkable while allowing individual countries to maintain their own peculiarities.
Avrupa ülkelerini birbirine bağlamış, ülkelerin ayrı ayrı kendi özelliklerini korumalarına olanak sağlarken bunlar arasında savaşı düşünülmez hale getirmiştir.