Yükleniyor...
Cross [Adjective] İngilizce örnek cümle  - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Cross (Adj) ne demek?

Cross (Adj) ne demek? Cross ne anlama gelir? Cross İngilizce örnek cümle. Cross eş anlamlıları.

    cross (v)

    karşıdan karşıya geçmek

    sınırı geçmek, geçmek

    Cross (v) ingilizce örnek cümle

    Once the vehicles have stopped, pedestrians can cross the road.

    Araçlar durunca yayalar yolun karşısına geçebilir.

    kesişmek

    melezlemek

    melezleştirmek

    Cross (adj) Collocations

    bridge may cross : köprü karşıya geçebilir
    expression may cross : ifade geçebilir
    ferry may cross : feribot karşıya geçebilir
    flicker may cross : titreşim/belirti geçebilir
    footpath may cross : patika geçebilir
    24 Örnek daha
    frown may cross : kaş çatılabilir
    letter may cross : mektup geçebilir
    pipeline may cross : boru hattı geçebilir
    roads may cross : yollar kesişebilir
    route may cross : rota/yol geçebilir
    smile may cross : gülümseme geçebilir
    smirk may cross : gülümseme geçebilir
    trail may cross : iz geçebilir
    troops may cross into : birlikler bir yere girebilir
    cross ball : orta yapmak
    cross barrier : engeli aşmak
    cross border : sınırı geçmek
    cross boundary : sınırı geçmek
    cross continent : kıtayı aşmak
    cross a desert : çölü geçmek
    cross divide : bölünmeyi geçmek/atlatmak
    cross leg : bacak bacak üstüne atmak
    cross limit : sınırı geçmek
    cross ocean : okyanusu aşmak
    cross river : nehri geçmek
    cross the road : yolun karşısına geçmek
    cross stream : dereyi, akıntıyı geçmek
    cross street : caddeden karşıya geçmek
    cross the line : sınırı aşmak
    Daha az gör
    cross (n)

    çarpı

    haç

    Cross (n) ingilizce örnek cümle

    A cross is symbolic of Christianity.

    Bir haç Hristiyanlığın simgesidir.

    The cross is the symbol of Christianity.

    Haç, Hıristiyanlığın sembolüdür.

    melez

    kırma

    Cross (adj) Collocations

    put cross : çarpı atmak
    silver cross : gümüş haç
    cross (adj)

    kızgın

    aksi, öfkeli

    Cross (adj) Collocations

    slightly cross : hafifçe çapraz
    extremely cross : son derece kızgın
    become cross : kızgın olmak
    make sb cross : sb çapraz yapmak