Yükleniyor...
remzihoca online dersler

Extreme ne demek?

Extreme ne demek? Extreme ne anlama gelir? Extreme İngilizce örnek cümle. Extreme eş anlamlıları.

    extreme (n)

    aşırı miktar/nokta

    Extreme (adj) Collocations

    avoid extreme : aşırısını önlemek
    reach extreme : aşırıya ulaşmak
    represent extreme : aşırısını temsil etmek
    climatic extreme : iklimsel aşırılık
    logical extreme : mantıksal aşırılık
    4 Örnek daha
    new extreme : yeni aşırılık
    polar extreme : aşırı karşıt
    political extreme : politik/siyasi aşırı
    go to extreme : aşırıya gitmek
    Daha az gör

    Extreme (adj) Preposition Kullanımları

    extremes of : aşırılıkları
    between extremes : uçlar arasında
    extreme (adj)

    aşırı

    fazla, en uçta

    Extreme (adj) Collocations

    particularly extreme : özellikle aşırı
    quite extreme : oldukça aşırı
    rather extreme : oldukça aşırı
    really extreme : gerçekten aşırı
    somewhat extreme : biraz aşırı
    96 Örnek daha
    fairly extreme : oldukça aşırı
    extreme agitation : aşırı kışkırtma
    extreme agony : yoğun acı/ıstırap
    extreme altitude : aşırı yükseklik
    extreme brutality : aşırı acımasızlık
    extreme care : büyük ilgi/bakım
    extreme case : olağanüstü bir örnek
    extreme caution : çok bakım/dikkat
    extreme circumstance : olağanüstü durum/koşul
    extreme climate : sert iklim
    extreme close-up : en yakın/ayrıntı çekim
    extreme cold : aşırı soğuk
    extreme complexity : büyük/olağanüstü karmaşıklık
    extreme condition : olumsuz/aşırı şart
    extreme corner : uzak köşe
    extreme cruelty : aşırı zulüm
    extreme danger : büyük tehlike
    extreme degree : aşırı tehlikeli
    extreme delicacy : aşırı duyarlılık
    extreme deprivation : şiddetli yoksunluk
    extreme difficulty : büyük /şiddetli zorluk
    extreme disappointment : büyük hayal kırıklığı
    extreme discomfort : şiddetli ağrı
    extreme dislike : yoğun/güçlü hoşlanmama
    extreme displeasure : büyük hoşnutsuzluk
    extreme distaste : güçlü/büyük tiksinme
    extreme distress : şiddetli/önemli/büyük sıkıntı
    extreme drought : şiddetli kuraklık
    extreme emergency : gerçek/önemli acil durum
    extreme emotion : güçlü/derin duygu
    extreme end : çok uç
    extreme environment : sert koşullar
    extreme envy : aşırı kıskançlık
    extreme example : çarpıcı örnek
    extreme excitement : aşırı heyecan
    extreme exertion : yorucu/büyük çaba
    extreme exhaustion : aşırı yorgunluk
    extreme fatigue : aşırı yorgunluk
    extreme form : aşırı biçim/şekil
    extreme gravity : aşırı ciddiyet
    extreme hardship : aşırı zorluk/güçlük
    extreme heat : aşırı/kavuran sıcak
    extreme hostility : bitmeyen düşmanlık
    extreme hunger : aşırı açlık
    extreme imbalance : tehlikeli/aşırı dengesizlik
    extreme importance : gerçek/büyük önem
    extreme instance : olağanüstü örnek
    extreme jealousy : aşırı kıskançlık
    extreme left : aşırı sol uç
    extreme limit : son sınır
    extreme manifestation : belirgin kanıt
    extreme measure : katı/baskıcı önlem
    extreme nationalism : aşırı/radikal milliyetçilik
    extreme nationalist : aşırı milliyetçi
    extreme nervousness : büyük sinir/öfke
    extreme old age : ileri yaşlılık
    extreme pain : şiddetli/feci bedensel ağrı
    extreme paranoia : şiddetli paranoya
    extreme politics : radikal siyaset
    extreme position : aşırı fikir
    extreme poverty : aşırı yoksulluk
    extreme precision : pek çok doğruluk
    extreme provocation : aşırı tahrik
    extreme reaction : aşırı/güçlü tepki
    extreme reluctance : derin gönülsüzlük
    extreme repression : büyük baskı
    extreme right : aşırı/çok sağ taraf
    extreme scepticism : büyük şüphecilik
    extreme sensitivity : aşırı hassasiyet
    extreme shyness : aşırı utangaçlık
    extreme simplicity : aşırı basitlik/sadelik
    extreme sport : macera sporu
    extreme stress : yoğun stres
    extreme subtlety : büyük incelik
    extreme tactic : şok taktik
    extreme temperature : aşırı sıcaklık
    extreme tiredness : Aşırı yorgunluk
    extreme top : çok üst
    extreme type : aşırı tür
    extreme urgency : aşırı aciliyet
    extreme variability : aşırı/yüksek değişkenlik
    extreme variation : büyük/önemli değişiklik
    extreme version : aşırı yol
    extreme view : aşırı/uç görüş
    extreme violence : aşırı şiddet
    extreme vulnerability : aşırı hassasiyet
    extreme weather : şiddetli/ağır/sert hava
    extreme wing : aşırı/radikal kanat
    extreme youth : aşırı genç
    appear extreme : aşırı görünmek
    be extreme : aşırı olmak
    become extreme : aşırı olmak
    consider sth extreme : aşırı düşünmek
    seem extreme : aşırılık gibi görünmek
    sound extreme : aşırı gibi gelmek
    extreme weather conditions : zor hava koşulları
    Daha az gör