Yükleniyor...
remzihoca online dersler

Foreign ne demek?

Foreign ne demek? Foreign ne anlama gelir? Foreign İngilizce örnek cümle. Foreign eş anlamlıları.

    foreign (adj)

    yabancı

    ecnebi

    Foreign (adj) ingilizce örnek cümle

    If one wants to visit a foreign country, one must have a valid passport.

    Yabancı bir ülkeyi ziyaret etmek isteyen kişinin geçerli bir pasaporta sahip olması gerekir.

    Foreign (adj) Collocations

    completely foreign : tamamen yabancı
    quite foreign : oldukça yabancı
    slightly foreign : biraz yabancı
    totally foreign : tamamen yabancı
    utterly foreign : tamamen yabancı
    127 Örnek daha
    entirely foreign : tamamen yabancı
    distinctly foreign : belirgin biçimde yabancı
    foreign accent : yabancı aksan
    foreign adventure : yurt dışı macera
    foreign affairs : dış işleri
    foreign agent : yabancı ajan
    foreign aggression : dış saldırı
    foreign aid : dış yardım
    foreign arena : yabancı arena
    foreign army : yabancı ordu
    foreign asset : yabancı/dış kaynak/ varlık
    foreign assistance : dış yardım
    foreign bank : yabancı banka
    foreign base : yabancı üs
    foreign body : yabancı cisim/madde
    foreign branch : yurt dışı şube
    foreign capital : yabancı sermaye
    foreign commentator : yabancı yorumcu
    foreign commerce : dış ticaret
    foreign competition : dış rekabet
    foreign competitor : yabancı rakip
    foreign consumer : yabancı tüketici
    foreign corporation : yabancı şirket
    foreign correspondent : yabancı muhabir
    foreign counterpart : yabancı meslektaş
    foreign country : yabancı ülke
    foreign credit : dış kredi
    foreign creditor : yabancı alacaklı/ kreditör
    foreign culture : yabancı kültür
    foreign currency : yabancı para/döviz
    foreign customer : yabancı müşteri
    foreign debt : dış borç
    foreign demand : dış talep
    foreign diplomat : yabancı diplomat/dışişleri görevlisi
    foreign domination : yabancı egemenlik
    foreign editor : yabancı editör/yayın müdürü
    foreign elite : yabancı seçkin sınıf
    foreign embassy : yabancı elçilik
    foreign enemy : yabancı düşman
    foreign expedition : yabancı seyahat/ keşif gezisi
    foreign film : yabancı film
    foreign firm : yabancı firma
    foreign fund : yabancı fon
    foreign funding : yabancı kaynak yaratma
    foreign government : yabancı hükümet
    foreign holiday : yurt dışı tatili
    foreign immigrant : yabancı göçmen
    foreign import : yurt dışı (yabancı) ithalat
    foreign income : yabancı gelir
    foreign influence : yabancı/dış etki
    foreign interest : dış/yabancı faiz/çıkar
    foreign intervention : dışarıdan/ dış müdahale
    foreign investment : yabancı yatırım
    foreign investor : yabancı yatırımcı
    foreign journalist : yabancı gazeteci
    foreign labour : yabancı işçi
    foreign land : yabancı toprak/ülke
    foreign language : yabancı dil
    foreign learner : yabancı öğrenci
    foreign manufacturer : yabancı üretici / imalatçı
    foreign market : yabancı/dış pazar/piyasa
    foreign media : dış/ yabancı medya
    foreign mercenary : yabancı paralı asker
    foreign merchant : yabancı tüccar
    foreign military : yabancı ordu
    foreign minister : dışişleri bakanı
    foreign ministry : dış işleri bakanlığı
    foreign missionary : yabancı misyoner
    foreign multinational : yabancı çok uluslu
    foreign nation : yabancı millet/ulus
    foreign nationality : yabancı uyruk
    foreign news : yabancı haber(ler)
    foreign object : yabancı madde
    foreign observer : yabancı/dış gözlemci
    foreign occupation : yabancı işgali
    foreign origin : yabancı kökenli/ kaynaklı
    foreign ownership : yabancı mülkiyet
    foreign participation : yabancı katılım
    foreign partner : yabancı ortak
    foreign passport : yabancı pasaport
    foreign policy : dış politika
    foreign port : ülke dışındaki/ yabancı liman
    foreign posting : yurt dışı atama
    foreign power : dış mihrak
    foreign press : yabancı basın
    foreign producer : yabancı üretici/ yapımcı
    foreign relation : dış ilişki
    foreign reporter : yabancı muhbir / muhabir
    foreign right : yabancı hakkı
    foreign rival : yabancı rakip
    foreign sale : dış satış
    foreign secretary : dışişleri bakanı
    foreign security : dış güvenlik
    foreign service : yurt dışı hizmet
    foreign shore : yabancı kıyı
    foreign soil : yabancı toprak/ülke
    foreign source : dış kaynak
    foreign spy : yabancı casus
    foreign state : yabancı devlet
    foreign station : yabancı istasyon/kanal
    foreign stock : yabancı hisse senedi
    foreign student : yabancı öğrenci
    foreign subsidiary : yabancı şube
    foreign substance : yabancı madde
    foreign supplier : yabancı tedarikçi /satıcı
    foreign territory : yabancı bölge
    foreign terrorist : yabancı terörist
    foreign tongue : yabancı dil
    foreign tour : yabancı tur/gezi
    foreign tourist : yabancı turist
    foreign trade : dış ticaret
    foreign trader : yabancı tüccar
    foreign travel : yurt dışına seyahat
    foreign traveller : yurt dışına yolculuk, dış turizm
    foreign trip : yurt dışı seyahat
    foreign troops : yabancı askeri birlikler
    foreign vessel : yabancı gemi
    foreign visit : dış ziyaret
    foreign visitor : yabancı ziyaretçi
    foreign water : yabancı su(lar)
    foreign word : yabancı sözcük
    be foreign : yabancı olmak
    feel foreign : yabancı hissetmek
    look foreign : yabancı görünmek
    seem foreign : yabancı gibi görünmek
    sound foreign : yabancı gibi gelmek
    foreign exchange : döviz
    Daha az gör