Yükleniyor...
remzihoca online dersler

Heavy ne demek?

Heavy ne demek? Heavy ne anlama gelir? Heavy İngilizce örnek cümle. Heavy eş anlamlıları.

    heavy (n)

    fedai

    koruma
    heavy (adj)

    ağır

    Heavy (adj) ingilizce örnek cümle

    The heavy snow prevented us from going to the concert.

    Yoğun kar yağışı bizim konsere gitmemizi önledi.

    yoğun

    kalabalık, ağır, şiddetli

    Heavy (adj) ingilizce örnek cümle

    The traffic is heavy here, especially in the morning.

    Buradaki trafik, özellikle sabahları yoğun.

    Heavy snow prevented the train from departing.

    Yoğun kar yağışı trenin kalkmasını engelledi.

    Because of the heavy fog, we could barely see the road in front of us.

    Yoğun sis nedeniyle önümüzdeki yolu neredeyse hiç göremiyorduk.

    Heavy (adj) Collocations

    extremely heavy : son derece ağır
    heavy accent : ağır aksan
    heavy bag : ağır çanta
    heavy blizzard : yoğun kar fırtınası
    heavy breast : ağır meme
    51 Örnek daha
    heavy burden : ağır yük
    heavy casualty : ağır zayiat
    heavy chain : ağır zincir
    heavy cloud : yoğun bulut
    heavy commitment : büyük sorumluluk
    heavy cost : ağır maliyet
    heavy damage : ağır hasar
    heavy demand : yoğun talep
    heavy drinker : alkol bağımlısı / alkolik
    heavy drinking : ağır içki içme
    heavy emphasis : büyük önem, vurgu
    heavy equipment : ağır ekipman
    heavy exercise : ağır egzersiz
    heavy favourite : ağır favori
    heavy fighting : ağır mücadele
    heavy fine : ağır para cezası
    heavy fog : yoğun sis
    with a heavy heart : gönülsüz, ıkına sıkına
    heavy industry : ağır sanayi
    heavy investment : yoğun yatırım
    heavy jacket : kalın ceket
    heavy load : ağır yük
    heavy loss : ağır kayıp
    heavy luggage : ağır bavul
    heavy make-up : ağır makyaj
    heavy manufacturing : ağır imalat
    heavy meal : ağır yemek
    heavy metal : ağır metal
    heavy oil : ağır yağ
    heavy punishment : ağır ceza
    heavy rain : yoğun yağmur
    heavy rainfall : yoğun yağış
    heavy reliance : ağır güven
    heavy shower : yoğun sağanak
    heavy sleep : ağır uyku
    heavy smoke : yoğun duman
    heavy smoker : sigara tiryakisi
    heavy smoking : çok fazla sigara içme
    heavy snow : yoğun kar
    heavy stone : ağır taş
    heavy sweater : kalın kazak
    heavy toll : büyük kayıp/hasar
    heavy traffic : yoğun trafik
    heavy usage : yoğun kullanım
    heavy use : yoğun kullanım
    heavy user : yoğun kullanıcı
    heavy weight : ağır kilo
    get heavy : yoğunlaşmak
    make sth heavy : bir şeyi ağırlaştırmak
    lie heavy on the stomach : mideye oturmak
    take a heavy toll : büyük zarar vermek
    Daha az gör