Yükleniyor...
remzihoca online dersler

Imposing ne demek?

Imposing ne demek? Imposing ne anlama gelir? Imposing İngilizce örnek cümle. Imposing eş anlamlıları.

    impose (v)

    uygulamak

    yürürlüğe koymak

    Imposing (v) ingilizce örnek cümle

    Some nations are imposing recycling taxes on plastic bags.

    Bazı ülkeler plastik torbalara geri dönüşüm vergisi uyguluyor.

    On September 9, the government imposed a night curfew in large parts of the republic.

    9 Eylül'de hükümet, cumhuriyetin büyük kısmında gece sokağa çıkma yasağı ilan etti.

    Countries may impose customs tariffs for political reasons.

    Ülkeler siyasal sebeplerden dolayı gümrük tarifeleri uygulayabilirler.

    kabul ettirmek

    zorlamak, empoze etmek, dayatmak

    Imposing (adj) Collocations

    judge may impose : hakim zorla yaptırabilir
    magistrate may impose : sulh yargıcı zorla yaptırabilir
    regulation may impose : yönetmelik yaptırabilir
    statute may impose : tüzük yaptırabilir
    impose ban : yasak koymak
    69 Örnek daha
    impose belief : inanç(cı) dayatmak /zorla kabul ettirmek
    impose blockade : abluka uygulamak
    impose boycott : boykot uygulamak
    impose burden : yük bindirmek
    impose ceiling : tavan (fiyat vb.) koymak
    impose censorship : sansür dayatmak/koymak
    impose charge : ücret koymak
    impose condition : koşul öne sürmek, kural koymak
    impose conformity : uyuma/uygunluğa zorlamak
    impose constraints : kısıtlamaları dayatmak
    impose control : kontrol uygulamak
    impose curb : kontrol/sınır koymak
    impose a curfew : sokağa çıkma yasağı ilan etmek
    impose cut : azalma/indirim yapmak
    impose cutback : kesinti yapmak/ harcamaları kısmaya zorlamak
    impose deadline : son teslim tarihi vermek
    impose demand : talebi dayatmak/zorla kabul ettirmek
    impose discipline : disiplin uygulamak
    impose duty : görev vermek
    impose embargo : ambargo koymak
    impose excise : üretim/tüketim vergisi koymak
    impose fee : harç /ücret uygulamak
    impose fine : para cezası kesmek
    impose freeze : (ücret/fiyat) dondurma uygulamak
    impose hardship : sıkıntılara yol açmak
    impose idea : görüşü zorla kabul ettirmek
    impose ideology : ideolojiyi / düşünyapıyı zorla benimsetmek
    impose injunction : tedbir koymak
    impose limit : sınırı zorlamak
    impose limitations : kısıtlamaları dayatmak
    impose martial law : sıkıyönetim uygulamak
    impose measure : önlem almak
    impose morality : ahlak dayatmak
    impose moratorium : ertele(n)meye zorlamak
    impose obligation : zorunluluk getirmek
    impose order : düzen getirmek
    impose penalty : ceza uygulamak
    impose prohibition : yasak koymak
    impose punishment : ceza uygulamak
    impose quota : kota koymak
    impose regime : rejime/ düzene zorlamak
    impose regulation : kanunu/ kuralı yürürlüğe koymak
    impose religion : dini zorla kabul ettirmek/ benimsetmek
    impose requirement : şart koymak
    impose restraint : kısıtlamayı dayatmak/zorla kabul ettirmek
    impose restriction : kısıtlama getirmek
    impose rule : kural koymak/uygulamak
    impose sanction : yaptırım uygulamak
    impose sentence : hüküm giydirmek
    impose strain : zorlama/ yük/ kuvvet uygulamak
    impose structure : yapıyı benimsetmek/ uygulamak
    impose suspension : faaliyetini durdurmaya zorlamak
    impose tariff : gümrük vergisi yüklemek
    impose tax : vergi koymak, vergiye bağlamak
    impose toll : yol parası koymak/ uygulamak
    impose treaty : anlaşmayı zorla kabul ettirmek
    impose tyranny : tahakküm etmek
    impose uniformity : (birbirine) benzerlik uygulamak/ dayatmak
    impose view : görüşü dayatmak/zorla kabul ettirmek
    impose vision : düşünü/ görüşünü dayatmak/ zorla benimsetmek
    impose will : isteğini zorla kabul ettirmek
    impose arbitrarily : keyfi olarak / gelişigüzel yürürlüğe koymak
    impose artificially : yapay olarak zorla kabul ettirmek
    impose centrally : merkezi olarak/ ana merkezden düzenlemek/ yaptırmak
    impose effectively : etkili bir şekilde zorla kabul ettirmek
    impose externally : dışarıdan empoze etmek/ dayatmak
    impose forcibly : zoraki kabul ettirmek
    impose simply : sadece zorla yaptırmak
    impose unilaterally : tek taraflı bir biçimde yürürlüğe koymak
    Daha az gör

    Imposing (adj) Preposition Kullanımları

    impose upon : ...ya uygulamak/kabul ettirmek
    impose on : ...ya uygulamak/kabul ettirmek
    imposing (adj)

    görkemli

    heybetli, şatafatlı, gösterişli