Yükleniyor...
Lift [Noun] İngilizce örnek cümle  - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Lift (N) ne demek?

Lift (N) ne demek? Lift ne anlama gelir? Lift İngilizce örnek cümle. Lift eş anlamlıları.

    lift (v)

    kaldırmak

    havaya kaldırmak

    Lift (v) ingilizce örnek cümle

    She tried to lift the box, but found it impossible to do.

    Kutuyu kaldırmaya çalıştı ama yapması imkansızdı.

    We hired a crane to lift the new air conditioner and place it on the roof.

    Yeni klimayı kaldırmak ve çatıya yerleştirmek için bir vinç tuttuk.

    Lift (n) Collocations

    brow may lift : kaş yukarı kaldırılabilir
    cloud may lift : bulut yükselebilir
    darkness may lift : karanlık kalkabilir
    depression may lift : depresyon artabilir
    eye may lift : göz ortaya çıkabilir
    78 Örnek daha
    eyebrow may lift : kaş kaldırılabilir
    fog may lift : sis dağılabilir
    gloom may lift : kasvet dağılabilir
    hand may lift : el kaldırılabilir
    mist may lift : sis dağılabilir/yükselebilir
    mood may lift : ruh hali düzelebilir
    mouth may lift : ağız açılabilir/bükülebilir
    shoulder may lift : omuz kaldırılabilir
    spirit may lift : moral yüksek tutulabilir
    win may lift : başarı korunabilir/yüksekte tutulabilir
    lift arm : kolunu kaldırmak
    lift bag : torbayı / çuvalı kaldırmak
    lift ban : yasağı kaldırmak
    lift barrier : engeli kaldırmak
    lift beaker : deney şişesini kaldırmak
    lift binoculars : dürbünü kaldırmak
    lift blockade : ablukayı kaldırmak
    lift boycott : boykotu kaldırmak/sonlandırmak
    lift brow : kaşı kaldırmak
    lift burden : (sorumluluk) yükü kaldırmak/ almak
    lift ceiling : (fiyat vb.) tavanı yükseltmek/artırmak
    lift censorship : sansürü kaldırmak
    lift chin : çenesini kaldırmak
    lift control : kontrolü kaldırmak
    lift cup : kupayı / kabı/kutuyu kaldırmak
    lift a curfew : sokağa çıkma yasağını kaldırmak
    lift curse : laneti kaldırmak
    lift dividend : temettüyü kaldırmak
    lift dress : elbisesini kaldırmak
    lift earnings : kazancı art(t)ırmak / yükseltmek
    lift embargo : ambargoyu kaldırmak
    lift eye : gözü (yukarı) kaldırmak
    lift eyebrow : kaşı kaldırmak
    lift eyelid : göz kapağını kaldırmak
    lift fist : yumruğunu kaldırmak
    lift flap : kanadı kaldırmak
    lift foot : ayağı kaldırmak/yükseltmek
    lift game : oyunu geliştirmek/ilerletmek
    lift glass : bardak kaldırmak
    lift gloom : kasvet / üzüntüyü kaldırmak/gidermek
    lift hand : el kaldırmak
    lift hatch : kapağı kaldırmak
    lift head : başı kaldırmak
    lift hip : kalçayı kaldırmak
    lift immunity : dokunulmazlığı kaldırmak
    lift injunction : (mahkeme) emri kaldırmak
    lift leg : bacağı kaldırmak
    lift lid : kapağı / göz kapağını açmak/ kaldırmak
    lift martial law : sıkıyönetimi kaldırmak
    lift mood : ruh hali canlanmak/düzelmek
    lift morale : moralini yükseltmek
    lift phone : telefonu (yukarı) kaldırmak
    lift prohibition : yasaklayıcı yasa/kural/hüküm kaldırmak
    lift rate : oran yüksel(t)mek/artmak
    lift receiver : ahizeyi kaldırmak
    lift restriction : kısıtlamayı kaldırmak
    lift sanction : yaptırımı kaldırmak
    lift siege : kuşatmayı kaldırmak
    lift skirt : eteği yukarı çekmek/ kaldırmak
    lift suitcase : bavulu kaldırmak
    lift tariff : gümrük vergisini kaldırmak
    lift threat : tehdidi kaldırmak
    lift veil : peçeyi kaldırmak
    lift weight : ağırlık kaldırmak
    lift almost : neredeyse kaldırmak
    lift bodily : birini bedenen taşıyarak kaldırmak
    lift carefully : dikkatle kaldırmak
    lift completely : tamamen kaldırmak
    lift easily : kolayca kaldırmak
    lift fractionally : çok küçük ölçüde kaldırmak/yükseltmek
    lift gently : nazikçe kaldırmak
    lift gingerly : büyük bir dikkatle kaldırmak
    lift half : yarısından fazla/yarı/kısmen kaldırmak
    lift partially : kısmen kaldırmak
    lift sharply : keskin biçimde kaldırmak
    lift slightly : biraz/hafifçe kaldırmak
    lift slowly : yavaşça kaldırmak
    lifted eyebrow : kalkmış kaş
    Daha az gör
    lift (n)

    asansör

    Lift (n) ingilizce örnek cümle

    Take the lift to the fifth floor.

    Asansörle beşinci kata çıkın.

    kaldırma

    yükseltme

    Lift (n) ingilizce örnek cümle

    The plane didn't have enough lift to get off the ground.

    Uçağın havalanmak için yeterince kaldırma kuvveti yoktu.

    arabasına alma

    arabayla götürme

    Lift (n) ingilizce örnek cümle

    While I was waiting for the rain to stop, he gave me a lift.

    Yağmurun durmasını beklerken, beni arabasına aldı.

    Lift (n) Collocations

    lift may arrive : asansör gelebilir
    lift may serve : asansör görev yapabilir
    give sb a lift : birini arabayla götürmek
    operate lift : asansör işlemek/çalışmak
    thumb lift : otostop yapmak
    11 Örnek daha
    big lift : büyük neşe
    great lift : büyük neşe
    huge lift : büyük neşe
    hydraulic lift : hidrolik asansör/kaldırıcı
    private lift : özel asansör
    real lift : gerçek neşe
    free lift : serbest kaldırma
    electric lift : elektrikli asansör
    ski lift : kayak teleferiği
    ask for lift : otostop yapmak
    accessible lift : engelli asansörü
    Daha az gör

    Lift ile Bağlantılı Kelimeler