Yükleniyor...
Light [Adjective] İngilizce örnek cümle  - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Light (Adj) ne demek?

Light (Adj) ne demek? Light ne anlama gelir? Light İngilizce örnek cümle. Light eş anlamlıları.

    light (v)

    yakmak

    yanmak, tutuşmak

    aydınlatmak

    parlamak, ışık vermek

    Light (adj) Collocations

    bulb may light : ampul aydınlatabilir
    candle may light : mum aydınlatabilir
    fire may light : yangın aydınlatabilir
    flame may light : Alev aydınlatabilir
    flare may light : alev aydınlatabilir
    18 Örnek daha
    flash may light : ani ışık aydınlatabilir
    glow may light : parlaklık aydınlatabilir
    lamp may light : lamba aydınlatabilir
    lantern may light : fener aydınlatabilir
    light may light : Işık aydınlatabilir
    lightning may light : şimşek aydınlatabilir
    moon may light : ay aydınlatabilir
    torch may light : meşale aydınlatabilir
    light bonfire : şenlik ateşi yakmak
    light a candle : mum yakmak
    light cigarette : sigara yakmak
    light fire : ateş yakmak
    light gas : gaz yakmak
    light brilliantly : ışıl ışıl hafif
    light instantly : anında ışımak
    badly lit : az aydınlatılmış
    badly lit corridor : az aydınlatılmış koridor
    light badly : az aydınlatmak
    Daha az gör
    light (n)

    ışık

    aydınlık, lamba

    Light (n) ingilizce örnek cümle

    There was a bright light in the living room.

    Oturma odasında parlak bir ışık vardı.

    Her face was not clear in the poor light.

    Zayıf ışıkta yüzü belli değildi.

    There is insufficient light to take pictures.

    Fotoğraf çekmek için yeterli ışık yok.

    ateş (çakmak vs)

    çakmak, kibrit

    Light (n) ingilizce örnek cümle

    Do you have a light, please?

    Ateşiniz var mı, acaba?

    Light (adj) Collocations

    light may blind : ışık gözünü alabilir
    light may blink : ışık yanıp sönebilir
    light may catch : ışık yakalanabilir
    light may come : ışık gelebilir
    light may dazzle : ışık göz kamaştırabilir
    59 Örnek daha
    light may dim : ışık loş olabilir
    light may fade : ışık solabilir/kaybolabilir
    light may fail : ışık sönebilir
    light may fall : ışık düşebilir
    light may fill : ışık doldurabilir
    light may flash : ışık aydınlatabilir
    light may flicker : ışık titrekleşebilir
    light may flood : ışık yayılabilir
    light may fuse : ışık(sigorta) atabilir
    light may gleam : ışık parlayabilir
    light may glimmer : ışık parıldayabilir
    light may glow : ışık parlayabilir
    light may illuminate : ışık aydınlatabilir
    light may increase : ışık artabilir
    light may light : Işık aydınlatabilir
    light may pour : ışık dökülebilir
    light may reflect : ışık yansıtabilir
    light may shin : ışık parlayabilir
    light may shine : ışık parlayabilir
    light may stream : ışık akabilir
    light may thicken : ışık karartabilir
    absorb light : ışığı emmek
    cast light : ışık yaymak
    emit light : ışık yaymak
    give light : ışık vermek
    have light : ışık al
    produce light : ışık çıkarmak
    provide light : ışık sağlamak
    reflect light : ışığı yansıtmak
    shed light on sth : (bir konuya) ışık tutmak / aydınlatmak
    shine light : ışık parlamak
    artificial light : yapay ışık
    bad light : yetersiz / az ışık
    bright light : parlak ışık
    dim light : loş ışık
    good light : iyi/yeterli ışık
    infrared light : kızılötesi ışık
    natural light : doğal ışık
    poor light : zayıf ışık
    subdued light : loş ışık
    ultraviolet light : morötesi ışık
    visible light : görülebilir ışık
    white light : beyaz ışık
    yellow light : sarı ışık
    electric light : elektrik lambası
    flashing light : yanıp sönen ışık
    light may go out : ışık sönebilir
    turn on light : ışığı açmak
    turn off light : ışığı kapamak
    have on light : aydınlatmak
    put off light : ışığı söndürmek
    shed new light on sth : (bir konuya) ışık tutmak / aydınlatmak
    yellow traffic light : sarı trafik ışığı
    light absorption : ışığı emme
    fog light : sis farı
    turn down light : ışığı azaltmak
    switch on light : ışığı açmak
    switch off light : ışığı kapatmak
    northern lights : kuzey ışıkları
    Daha az gör

    Light (adj) Preposition Kullanımları

    in the light of : …nın ışığında
    light (adj)

    hafif

    Light (adj) ingilizce örnek cümle

    The suitcase was very light and easy to carry.

    Bavul çok hafif ve taşıması kolaydı.

    The sky was overcast and a light rain began to fall.

    Gökyüzü bulutluydu ve hafif yağmur yağmaya başladı.

    açık (renk)

    soluk

    Light (adj) ingilizce örnek cümle

    Light colours reflects more sunlight and keeps you cooler.

    Açık renkler daha fazla güneş ışığı yansıtır ve sizi daha serin tutar.

    Light (adj) Collocations

    amazingly light : inanılmaz derecede hafif
    comparatively light : nispeten hafif
    relatively light : nispeten hafif
    remarkably light : dikkat çekici derecede hafif
    surprisingly light : şaşırtıcı derecede hafif
    23 Örnek daha
    extremely light : son derece hafif
    light enough : yeterince hafif
    light breeze : hafif esinti
    light bulb : ampul
    light casualty : hafif zayiat
    light colour : açık renk
    light dinner : hafif akşam yemeği
    light grey : açık gri
    light jacket : hafif ceket
    light jog : düşük tempolu yürüyüş
    light make-up : hafif/ açık (renk) makyaj
    light plane : hafif uçak
    light pollution : ışık kirliliği
    light pressure : hafif basınç
    light ray : ışık ışını
    light relief : hafif rahatlama
    light show : ışık gösterisi
    light signal : ışık sinyali
    light smoker : hafif içici
    light wave : ışık dalgası
    light weight : hafif kilo
    light year : ışık yılı
    turn light : ışığı açmak
    Daha az gör