Yükleniyor...
Major [Adjective] İngilizce örnek cümle  - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Major (Adj) ne demek?

Major (Adj) ne demek? Major ne anlama gelir? Major İngilizce örnek cümle. Major eş anlamlıları.

    major (n)

    binbaşı

    ana bilim dalı

    ana bilim dalı öğrencisi, akademik ana dal
    major (adj)

    büyük/önemli

    ana, asıl, esas, başlıca

    Major (adj) ingilizce örnek cümle

    Family plays a major role in the society.

    Aile toplumda önemli bir rol oynar.

    Major (adj) Collocations

    major accident : büyük kaza
    major achievement : büyük başarı
    major acquisition : büyük kazanım
    major addition : büyük ekleme
    major adjustment : büyük ayar
    127 Örnek daha
    major advance : büyük gelişme
    major advantage : ana avantaj
    major aim : başlıca amaç
    major alteration : büyük değişiklik
    major assault : büyük saldırı
    major attraction : büyük cazibe
    major bank : büyük banka
    major blood vessel : majör kan damarı
    major campaign : ana kampanya
    major capital : ana başkent
    major catastrophe : büyük felaket
    major cause : ana sebep
    major centre : başlıca merkez
    major chain : ana zincir
    major challenge : temel engel
    major change : büyük değişme
    major city : büyük şehir
    major collector : ana koleksiyoncu
    major commitment : büyük bağlılık
    major complaint : büyük şikayet
    major component : ana parça/bileşen
    major composer : büyük besteci
    major concern : büyük endişe
    major contribution : büyük katkı
    major contributor : başlıca katkıda bulunan
    major controversy : esas tartışma
    major crisis : büyük kriz
    major culprit : elebaşı
    major decision : önemli karar
    major deficiency : büyük eksiklik
    major demand : büyük/ana talep
    major depression : majör/ağır depresyon
    major developer : büyük geliştirici
    major development : büyük gelişme
    major difference : büyük fark
    major difficulty : başlıca zorluk
    major dimension : ana boyut
    major disadvantage : büyük dezavantaj
    major disagreement : büyük anlaşmazlık
    major disappointment : büyük hayal kırıklığı
    major disaster : büyük felaket
    major discovery : büyük keşif
    major discrepancy : başlıca tutarsızlık
    major distinction : büyük ayrım/fark
    major distraction : ana dikkat dağıtıcı
    major disturbance : büyük/ciddi rahatsızlık
    major drawback : büyük dezavantaj
    major earthquake : büyük deprem
    major effect : büyük etki
    major effort : üstün çaba
    major employer : büyük işveren
    major episode : büyük bölüm
    major eruption : büyük patlama
    major event : büyük etkinlik
    major exception : büyük istisna
    major expansion : büyük genişleme
    major explosion : büyük patlama
    major factor : ana etken
    major feature : ana özellik
    major focus : ana odak
    major force : büyük güç
    major function : ana işlev
    major gain : büyük kâr/kazanç
    major goal : esas amaç
    major handicap : büyük engel
    major hazard : büyük tehlike
    major hindrance : büyük engel
    major illness : önemli hastalık
    major impact : büyük/önemli etki
    major implication : temel çıkarım
    major importance : büyük önem
    major improvement : büyük gelişme
    major inconvenience : büyük rahatsızlık
    major increase : büyük artış
    major indicator : ana gösterge
    major influence : ana etki
    major ingredient : ana bileşen
    major innovation : büyük yenilik
    major instrument : ana enstrüman
    major investor : büyük yatırımcı
    major issue : temel sorun
    major journal : büyük dergi
    major key : majör perdesi
    major killer : esas katil
    major loss : büyük kayıp
    major manufacturer : büyük üretici
    major mishap : büyük aksilik
    major organ : ana organ
    major overhaul : büyük revizyon/bakım
    major part : büyük kısım
    major player : ana oyuncu
    major port : ana liman
    major power : büyük güç
    major priority : büyük öncelik
    major problem : büyük sorun
    major reason : ana sebep
    major rebellion : büyük isyan
    major reform : büyük yenilik/reform
    major river : önemli nehir
    major role : büyük/önemli rol
    major route : ana rota
    major row : ana satır/sıra
    major scale : büyük ölçek
    major setback : büyük aksilik / engel
    major shift : ana değişiklik
    major shortcoming : büyük eksiklik
    major source : temel kaynak
    major step : büyük adım
    major store : ana mağaza
    major stress : büyük stres
    major supplier : ana tedarikçi
    major surgery : büyük ameliyat
    major surprise : büyük sürpriz
    major target : büyük hedef
    major task : ana/büyük görev
    major theme : ana fikir/konu
    major threat : büyük tehdit
    major tool : büyük araç
    major tragedy : büyük trajedi/dram
    major type : başlıca tür
    major variation : büyük değişim
    major weakness : büyük zayıflık
    major work : asıl iş; büyük eser
    major area : ana alan
    major zone : ana bölge
    major ablution : gusül abdesti / boy abdesti
    major general : tümgeneral
    Daha az gör