Yükleniyor...
Physical [Adj] İngilizce örnek cümle - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Physical (Adj) ne demek?

Physical (Adj) ne anlama gelir? Physical ne demektir? Physical İngilizce örnek cümle.

    physical (n)

    bedensel muayene

    Physical (adj) Collocations

    have physical : fiziksel var
    physical (adj)

    fiziksel

    bedensel, fiziki

    maddesel

    maddi, somut, gerçek

    Physical (adj) Collocations

    physical ability : fiziksel yeterlik
    physical abuse : fiziksel istismar
    physical activity : fiziksel/ bedensel aktivite
    physical aggression : fiziksel saldırganlık
    physical ailment : fiziksel rahatsızlık
    76 Örnek daha
    physical appearance : fiziksel/bedensel görünüş
    physical assault : bedensel saldırı
    physical attraction : fiziksel cazibe
    physical attribute : fiziksel özellik
    physical barrier : fiziksel bariyer
    physical characteristics : fiziksel özellikler
    physical chemistry : fiziksel kimya
    physical collapse : fiziksel çöküş
    physical complaint : fiziksel şikayet
    physical condition : fiziksel durum
    physical constitution : somut anayasa
    physical contact : fiziksel temas
    physical damage : fiziksel hasar
    physical danger : fiziksel tehlike
    physical demand : fiziksel talep/gerek/istek
    physical description : fiziksel tanım/açıklama
    physical development : fiziksel gelişme
    physical difference : fiziksel fark
    physical dimension : fiziksel boyut
    physical disability : fiziksel engellilik
    physical discomfort : fiziksel rahatsızlık
    physical disorder : fiziksel bozukluk
    physical disturbance : fiziksel/bedensel rahatsızlık
    physical effort : fiziksel efor
    physical environment : fiziksel çevre
    physical equipment : fiziksel ekipman
    physical examination : fiziksel muayene
    physical exercise : fiziksel egzersiz
    physical exertion : fiziksel çaba
    physical exhaustion : fiziksel yorgunluk
    physical existence : fiziksel varlık
    physical features : fiziki özellikler
    physical fitness : fiziksel uygunluk
    physical handicap : fiziksel engelli
    physical hardship : fiziksel sıkıntı
    physical harm : fiziksel zarar
    physical health : bedensel sağlık
    physical illness : fiziksel hastalık
    physical impact : fiziksel etki
    physical inactivity : bedensel hareketsizlik
    physical interaction : fiziksel etkileşim
    physical limit : fiziksel sınır
    physical limitation : fiziksel sınırlama
    physical longing : cinsel özlem
    physical make-up : fiziksel yapı/özellik
    physical manifestation : fiziksel gösterge/belirti
    physical need : bedensel ihtiyaç
    physical phenomenon : fiziksel olay
    physical pleasure : fiziksel zevk
    physical presence : fiziksel varlık
    physical problem : fiziksel sorun
    physical process : fiziksel süreç
    physical properties : fiziksel özellikler
    physical proximity : bedensel yakınlık
    physical punishment : fiziksel ceza
    physical realm : fiziksel alan
    physical resemblance : fiziksel benzerlik
    physical restraint : fiziksel kısıtlama
    physical science : fizik/doğa bilimi
    physical similarity : fiziksel benzerlik
    physical space : fiziksel alan
    physical state : fiziksel durum
    physical strength : fiziksel güç
    physical surroundings : fiziksel çevre
    physical symptom : bedensel bulgu/belirti
    physical therapy : fizik tedavi
    physical training : fiziksel eğitim / beden eğitimi
    physical trait : fiziksel özellik
    physical trauma : fiziksel travma
    physical universe : fiziksel evren
    physical vulnerability : fiziksel güvenlik açığı
    physical weakness : fiziksel zayıflık
    physical well-being : bedensel refah
    physical work : fiziksel iş/çalışma
    physical world : fiziksel dünya
    physical education : beden eğitimi
    Daha az gör