Yükleniyor...
Political [Adj] İngilizce örnek cümle - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Political (Adj) ne demek?

Political (Adj) ne anlama gelir? Political ne demektir? Political İngilizce örnek cümle.

    political (adj)

    siyasal

    politik, siyasi

    Political (adj) ingilizce örnek cümle

    Countries may impose customs tariffs for political reasons.

    Ülkeler siyasal sebeplerden dolayı gümrük tarifeleri uygulayabilirler.

    Political (adj) Collocations

    overtly political : alenen siyasi
    explicitly political : açıkça politik
    political action : siyasal eylem
    political activity : siyasal faaliyet
    political advance : politik ilerleme
    163 Örnek daha
    political agenda : siyasi gündem
    political arena : siyasi alan
    political aspect : siyasi yön
    political association : siyasal dernek
    political asylum : politik sığınma
    political authority : siyasal otorite
    political backdrop : siyasal zemin/arka plan
    political background : siyasi geçmiş / alt yapı
    political backlash : siyasi tepki
    political balance : siyasal denge
    political bargaining : politik pazarlık
    political belief : siyasi inanç
    political bent : siyasal yetenek
    political breakthrough : siyasal atılım/yenilik
    political campaign : siyasi kampanya
    political capital : politik sermaye
    political career : siyasal kariyer
    political cause : politik neden
    political chaos : politik kaos
    political circumstances : siyasi koşullar
    political climate : siyasi iklim
    political commitment : siyasi bağlılık
    political condition : siyasi durum
    political conflict : siyasi çekişme
    political consciousness : siyasi bilinç
    political consensus : siyasi uzlaşma
    political consequences : siyasi sonuçlar
    political consideration : siyasi düşünce
    political context : siyasi bağlam
    political control : politik kontrol
    political convenience : siyasi kolaylık
    political cooperation : siyasi işbirliği
    political correctness : politik doğruluk
    political correspondent : siyasi muhabir
    political corruption : siyasi yolsuzluk
    political cost : siyasi maliyet
    political crisis : politik kriz
    political culture : siyasi kültür
    political debate : siyasi çekişme
    political decision : siyasi karar
    political demand : siyasi talep
    political development : siyasi gelişme
    political difference : politik fark
    political dilemma : siyasi ikilem
    political dimension : siyasi boyut
    political disagreement : siyasi anlaşmazlık
    political disaster : siyasi felaket
    political disillusionment : siyasi hayal kırıklığı
    political disorder : siyasi bozukluk
    political disturbance : siyasi karışıklık/kargaşa
    political division : siyasal görüş ayrılığı
    political domination : politik hakimiyet
    political economy : siyasi iktisat
    political environment : siyasi ortam/çevre
    political establishment : siyasi kurum
    political extreme : politik/siyasi aşırı
    political faction : siyasi grup/kesim
    political factors : siyasi etkenler
    political figure : siyasi figür
    political framework : siyasi çerçeve
    political freedom : siyasal özgürlük
    political future : politik gelecek
    political gain : siyasi kazanım
    political gathering : siyasi toplantı
    political ground : politik zemin
    political harmony : siyasi uyum
    political idea : politik fikir
    political identity : siyasi kimlik
    political ideology : siyasi ideoloji
    political implications : siyasi çıkarımlar
    political importance : politik önem
    political inactivity : politik/siyasi durgunluk
    political inclination : siyasi eğilim
    political instability : siyasi istikrarsızlık
    political institution : siyasi kurum
    political instrument : politik araç
    political interference : siyasi müdahale
    political involvement : politik katılım
    political issue : politik konu
    political judgement : siyasi karar
    political landscape : siyasi görünüm
    political leader : politik lider
    political liberal : siyasal liberal
    political life : siyaset hayatı
    political link : siyasi bağlantı
    political loyalty : siyasi sadakat
    political manifesto : siyasi bildiri
    political meeting : siyasi toplantı
    political minefield : siyasi mayın tarlası
    political motivation : siyasi sebep
    political movement : siyasi hareket
    political neutrality : siyasi tarafsızlık
    political novice : siyasi acemi
    political observer : siyasi gözlemci
    political opinion : siyasi görüş
    political organ : siyasi organ
    political organization : siyasi örgütlenme
    political outcome : siyasi sonuç
    political participation : siyasi katılım
    political party : siyasi parti
    political past : siyasi geçmiş
    political perspective : politik bakış açısı
    political phenomenon : politik olay
    political philosophy : siyasal felsefe
    political point of view : siyasi bakış açısı
    political power : siyasi güç
    political preference : siyasi tercih
    political prejudice : siyasi önyargı
    political pressure : siyasi baskı
    political principle : siyasi prensip
    political prisoner : siyasi mahkum
    political problem : politik sorun
    political propaganda : siyasi propaganda
    political purpose : siyasi amaç
    political reality : siyasi gerçeklik
    political realm : siyasal alan
    political reason : siyasal neden
    political reconstruction : siyasi yapılanma
    political reform : siyasi reform/yenilik
    political regime : politik rejim
    political representation : siyasi temsil
    political respectability : siyasi saygınlık
    political restraint : siyasi kısıtlama
    political revolution : siyasal devrim
    political risk : politik risk
    political role : siyasi rol
    political scientist : siyasi bilimci
    political significance : siyasi önem
    political situation : politik durum
    political society : siyasal toplum
    political solidarity : siyasi dayanışma
    political sovereignty : siyasi egemenlik
    political spectrum : siyasi yelpaze
    political speech : siyasal konuşma
    political stability : siyasi istikrar
    political statement : siyasi ifade
    political stature : politik önem/itibar
    political strife : siyasi çatışma
    political stripe : siyasi tür
    political structure : siyasi yapı
    political struggle : politik mücadele
    political style : politik stil
    political support : siyasi destek
    political system : politik sistem
    political tension : siyasi gerilim
    political theatre : siyasi tiyatro
    political thinking : politik düşünce
    political tool : politik araç
    political transformation : siyasi dönüşüm
    political turmoil : siyasi kargaşa
    political uncertainty : siyasal belirsizlik
    political union : siyasal birlik
    political unity : siyasi birlik
    political upheaval : politik karışıklık
    political vacuum : siyasi boşluk, eksiklik
    political view : siyasi görüş
    political viewpoint : siyasi görüş
    political vision : siyasi görüş
    political vulnerability : politik güvenlik acığı
    political weakness : siyasi zayıflık
    political activism : siyasi etkinlik
    political mobilization : siyasi seferberlik
    political status : siyasi statü
    Daha az gör