Yükleniyor...
remzihoca online dersler

Severe ne demek?

Severe ne demek? Severe ne anlama gelir? Severe İngilizce örnek cümle. Severe eş anlamlıları.

    severe (adj)

    ciddi

    ağır, şiddetli, çok kötü

    Severe (adj) ingilizce örnek cümle

    The high temperature can cause severe burns.

    Yüksek sıcaklık ciddi yanıklara neden olabilir.

    Migraines are known for their severe pain and can last for days or weeks.

    Migrenler şiddetli ağrılarıyla bilinir ve günler veya haftalarca sürebilir.

    The symptoms can vary from mild to severe.

    Belirtiler hafif ila şiddetli olabilir.

    sevimsiz

    katı, sert, tavizsiz, kırıcı

    Severe (adj) Collocations

    increasingly severe : gitgide şiddetli
    particularly severe : özellikle şiddetli
    relatively severe : nispeten şiddetli
    especially severe : özellikle şiddetli
    exceptionally severe : müthiş derecede şiddetli
    79 Örnek daha
    extremely severe : son derece şiddetli
    fairly severe : oldukça şiddetli
    severe acne : ciddi akne
    severe asthma : şiddetli astım
    severe attack : şiddetli saldırı
    severe beating : şiddetli dayak
    severe bleeding : şiddetli kanama
    severe burn : şiddetli yanık
    severe case : ciddi durum/vaka
    severe climate : sert iklim
    severe complication : ciddi komplikasyon
    severe condition : şiddetli durum
    severe consequence : ciddi sonuç
    severe constipation : şiddetli kabızlık
    severe constraint : ciddi kısıtlama
    severe cramp : ciddi/ağır kramp
    severe crisis : ciddi kriz
    severe critic : sert eleştirmen
    severe criticism : acımasız/sert eleştiri
    severe damage : ciddi hasar
    severe decline : ciddi/sert düşüş
    severe defect : ciddi kusur
    severe deficiency : ciddi eksiklik
    severe dehydration : ciddi su kaybı
    severe depletion : şiddetli/ciddi azalma
    severe depression : ciddi/ağır depresyon
    severe diarrhoea : şiddetli ishal
    severe disappointment : korkunç/büyük hayal kırıklığı
    severe discomfort : şiddetli rahatsızlık
    severe disease : ağır hastalık
    severe disorder : şiddetli bozukluk
    severe distress : ağır sıkıntı
    severe disturbance : ciddi rahatsızlık
    severe doubt : ciddi şüphe
    severe downturn : ciddi düşüş/gerileme
    severe drop : ciddi/şiddetli düşüş
    severe drought : şiddetli kuraklık
    severe earthquake : şiddetli deprem
    severe embarrassment : ciddi utanç
    severe episode : şiddetli bölüm
    severe erosion : ciddi erozyon
    severe famine : ciddi kıtlık
    severe fatigue : aşırı yorgunluk
    severe flood : şiddetli sel
    severe form : şiddetli biçim/hal
    severe handicap : ciddi engel
    severe hardship : ciddi sıkıntı
    severe headache : şiddetli baş ağrısı
    severe illness : ağır hastalık
    severe imbalance : tehlikeli/ağır/şiddetli dengesizlik
    severe impact : şiddetli etki
    severe indigestion : şiddetli hazımsızlık
    severe infection : ciddi/şiddetli enfeksiyon
    severe injury : ağır yaralanma/sakatlık
    severe jolt : şiddetli sarsıntı
    severe lack : ciddi eksiklik
    severe limit : şiddetli sınır
    severe loss : ciddi kayıp
    severe malnutrition : ciddi yetersiz beslenme
    severe nausea : şiddetli mide bulantısı
    severe outbreak : ciddi/şiddetli salgın
    severe pain : şiddetli ağrı
    severe penalty : ağır ceza
    severe punishment : ağır ceza
    severe reaction : şiddetli reaksiyon
    severe recession : ciddi gerileme
    severe reduction : fazlaca azalma
    severe repression : ağır baskı
    severe sickness : şiddetli hastalık
    severe side effect : ciddi yan etki
    severe storm : şiddetli fırtına
    severe symptom : şiddetli semptom
    severe trauma : şiddetli travma
    severe unemployment : ciddi işsizlik
    severe weather : etkili hava
    severe winter : şiddetli kış
    severe wound : ciddi/ağır yara
    become severe : şiddetlenmek
    severe sore : şiddetli ağrı
    Daha az gör