Yükleniyor...
Still [Adj] İngilizce örnek cümle - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Still (Adj) ne demek?

Still (Adj) ne anlama gelir? Still ne demektir? Still İngilizce örnek cümle.

    still (trans)

    yine de

    ancak, bütün bunlara rağmen
    still (v)

    yatıştırmak

    sakinleştirmek, durgunlaşmak
    still (n)

    fotoğraf karesi

    tanıtım fotoğrafı (film)

    imbik

    still (adv)

    hâlâ

    Still (adv) ingilizce örnek cümle

    Spanish is still the most common language in South America.

    İspanyolca hâlâ Güney Amerika'daki en yaygın dildir.

    Even though he is 38, he still depends on his parents.

    38 yaşında olmasına rağmen hâlâ ailesine bağlı.

    yine de

    hâlâ

    Still (adv) ingilizce örnek cümle

    They made a great effort, but they still lost the game.

    Çok çaba sarf ettiler, ama yine de oyunu kaybettiler.

    The weather was terrible, but we still had a good holiday.

    Hava berbattı, ama yine de iyi bir tatil yaptık.

    Still (adj) Collocations

    still alive : hala canlı
    still amazed : hala şaşkın
    still asleep : sessizce uykuda
    still awake : hâlâ uyanık
    still fresh : hâlâ taze
    19 Örnek daha
    still hungry : hala aç
    still possible : hala mümkün
    still uncommon : hâlâ nadir
    still unemployed : hala işsiz
    still valid : halen geçerli
    still viable : hala geçerli
    still visible : hala görülebilir
    still worse : hala daha kötü
    insist still : hala ısrar etmek
    still like : hâlâ hoşlanmak
    still need : hâlâ ihtiyaç duymak
    persist still : hala devam etmek
    pursue still : yine de devam etmek
    still recall : hâlâ hatırlamak
    regard still : hâlâ/ yine de düşünmek
    still remember : hâlâ hatırlamak
    retain still : hala tutmak
    sustain still : hala devam etmek
    thrive still : hala gelişmek
    Daha az gör
    still (adj)

    hareketsiz

    kıpırdamadan

    gazsız (içecek)

    gazsız

    Still (adj) Collocations

    absolutely still : tamamen hareketsiz
    completely still : tamamen hala
    perfectly still : mükemmel derecede durgun
    still water : durgun su
    keep still : kıpırdamamak
    2 Örnek daha
    lie still : hareketsiz uzanmak
    sit still : kıpırdamadan oturmak
    Daha az gör