Yükleniyor...
Burning [Adj] İngilizce örnek cümle - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Burning (Adj) ne demek?

Burning (Adj) ne anlama gelir? Burning ne demektir? Burning İngilizce örnek cümle.

    burning (n)

    yanma

    yakış
    burn (v)

    yakmak

    yanmak

    Burning (v) ingilizce örnek cümle

    We burned a bonfire in the yard.

    Bahçede bir ateş yaktık.

    Farmers often burn the stubble after they have cut the corn.

    Çiftçiler genellikle mısır kesildikten sonra anızlarını yakarlar.

    He failed to escape from the fire and burned to death.

    Yangından kaçmayı başaramadı ve yanarak öldü.

    Burning (adj) Collocations

    acid may burn : asit yanabilir
    ambition may burn : tutku yakabilir
    bonfire may burn : şenlik ateşi yanabilir
    candle may burn : mum yanabilir
    cheek may burn : yanak yanabilir
    60 Örnek daha
    chest may burn : göğüs yanabilir
    cigar may burn : puro yanabilir
    cigarette may burn : sigara yanabilir
    coal may burn : kömür yanabilir
    eye may burn : göz yanabilir
    face may burn : yüz yanabilir
    fire may burn : yangın çıkabilir
    flame may burn : ateş yanabilir
    flare may burn : ışık yanabilir
    furnace may burn : fırın yanabilir
    fury may burn : öfke yanabilir
    incense may burn : tütsü yakabilir
    lamp may burn : lamba yanabilir
    lantern may burn : fener yanabilir
    log may burn : kütük yanabilir
    lung may burn : akciğer yanabilir
    mob may burn : çete yakabilir
    muscle may burn : kas yanabilir
    petrol may burn : benzin yanabilir
    rage may burn : öfke yakabilir
    skin may burn : cilt yanabilir
    sun may burn : güneş yakabilir
    tear may burn : gözyaşı yakabilir
    throat may burn : boğaz yanabilir
    torch may burn : meşale yanabilir
    wood may burn : odun yanabilir
    burn calorie : kalori yakmak, harcamak
    burn carbohydrate : karbonhidrat yakmak
    burn CD : CD kopya etmek
    burn CD-ROM : CD-ROM kopya etmek
    burn charcoal : kömür yakmak
    burn coal : Kömür yakmak
    burn coke : kok kömürü yakmak
    burn disc : Disk kaydetmek
    burn disk : disk kopya etmek
    burn DVD : DVD kopya etmek
    burn fat : yağ yakmak
    burn file : (kağıt)dosya yakmak
    burn a flag : bayrak yakmak
    burn fuel : yakıt yakmak
    burn hole : delik/çukur patlamak
    burn incense : tütsü yakmak
    burn lung : akciğeri yakmak (duman vs)
    burn mouth : ağzını yakmak
    burn music : müzik çalmak
    burn oil : gaz yakmak
    burn remains : kalıntıları yakmak
    burn skin : cildi yakmak/tahriş olmak
    burn throat : boğazı yanmak
    burn toast : tostu yakmak
    burn waste : atık yakmak/imha etmek
    burn wood : odun yakmak
    burn completely : tamamen yakmak
    burn easily : kolayca yakmak
    burn partially : kısmen yakmak
    burn severely : ciddi bir şekilde yanmak
    burn steadily : sürekli yanmak
    be burned alive : canlı canlı yakılmak
    burn bright : parlamak
    burn badly : kötü bir şekilde yakmak
    Daha az gör
    burning (adj)

    yanan

    Burning (adj) ingilizce örnek cümle

    The sailors abandoned the burning ship.

    Denizciler yanan gemiyi terk etti.

    The brave fireman rescued a boy from the burning house.

    Cesur itfaiyeci yanmakta olan evden bir çocuk kurtardı.

    çok sıcak

    alev alev yanan

    güçlü(istek, tutku)

    yanıp tutuşma

    Burning (adj) Eş anlamlıları

    Bu kelimeler, yanmakta olan şeyleri ifade etmek için kullanılabilir.
    burning (adj) : yanan, çok sıcak, güçlü(istek, tutku)
    ablaze (adj) : alevler içinde, ışıltılı
    flaming (adj) : alevler içinde, körolası
    aflame (adj) : alevler içindeki, alevli, heyecanlı
    afire (adj) : tutuşmuş


    Burning (adj) Collocations

    burning desire : ateşli arzu
    burning enthusiasm : büyük coşku
    burning flag : yanan bayrak
    burning issue : gündemdeki sorun
    burning sun : yakıcı güneş