Yükleniyor...
remzihoca online dersler

Cold ne demek?

Cold ne demek? Cold ne anlama gelir? Cold İngilizce örnek cümle. Cold eş anlamlıları.

    cold (n)

    soğuk algınlığı

    üşütme

    Cold (n) ingilizce örnek cümle

    Colds are prevalent this winter.

    Bu kış soğuk algınlıkları yaygın.

    Getting wet in the rain yesterday brought on my cold.

    Dün yağmurda ıslanmak soğuk algınlığı olmama neden oldu.

    Cold (adj) Collocations

    catch cold : nezle olmak
    feel cold : üşümek
    have a cold : üşütmek
    bad cold : ciddi / şiddetli soğuk algınlığı
    bitter cold : sert soğuk
    5 Örnek daha
    common cold : soğuk algınlığı
    slight cold : hafif soğuk
    extreme cold : aşırı soğuk
    go down with cold : soğuk algınlığına yakalanmak
    suffer from cold : soğuk algınlığı olmak
    Daha az gör
    cold (adj)

    soğuk

    Cold (adj) ingilizce örnek cümle

    The sun was shining, yet it was cold.

    Güneş parlıyordu, ama soğuktu.

    The weather conditions around the mountain are very cold and windy.

    Dağın çevresindeki hava koşulları çok soğuk ve rüzgarlıdır.

    The Moon is very hot during the day but very cold at night.

    Ay gündüzleri çok sıcak ancak geceleri çok soğuktur.

    Even though it's a bit cold, we still plan on having a picnic.

    Birazcık soğuk olmasına rağmen hala piknik yapmayı planlıyoruz.

    ilgisiz

    sevimsiz, soğuk

    Cold (adj) Eş anlamlıları

    Bu kelimeler, soğuk olan şeyleri anlatmak için kullanılabilir.
    cold (adj) : soğuk, ilgisiz
    cool (adj) : serin, harika, sakin
    chilly (adj) : oldukça soğuk, dostça olmayan
    chill (adj) : soğuk


    Cold (adj) Collocations

    bitterly cold : aşırı soğuk
    terribly cold : çok soğuk
    extremely cold : son derece soğuk
    stone cold : buz gibi soğuk
    freezing cold : dondurucu soğuk
    27 Örnek daha
    cold air : soğuk hava
    cold basement : soğuk bodrum
    cold breeze : soğuk meltem
    cold climate : soğuk iklim
    cold country : soğuk ülke
    cold environment : soğuk ortam
    cold fact : somut gerçek
    cold ground : soğuk / donuk zemin/ toprak
    cold indifference : itici kayıtsızlık
    cold look : soğuk bakış
    cold manner : soğuk tavır
    cold remedy : nezle ilacı
    cold sore : uçuk
    cold storage : soğuk depolama
    cold store : soğuk hava deposu
    cold temperature : soğuk sıcaklık
    cold war : soğuk savaş
    cold water : soğuk su
    cold weather : soğuk hava
    cold wind : soğuk üfleyen rüzgar
    cold winter : soğuk kış
    become cold : soğumak
    get cold : soğumak
    go cold : soğumak
    make cold : üşütmek
    serve sth cold : bir şeyi soğuk servis yapmak/etmek
    stone-cold sober : tamamen ayık
    Daha az gör