Yükleniyor...
remzihoca online dersler

Bring ne demek?

Bring ne demek? Bring ne anlama gelir? Bring İngilizce örnek cümle. Bring eş anlamlıları.

    bring (v)

    getirmek

    Bring (v) ingilizce örnek cümle

    Could you bring me something to eat?

    Bana yiyecek bir şeyler getirebilir misin?

    Jessica brought him to her place to meet her parents.

    Jessica, ailesiyle tanışması için onu evine getirdi.

    Bring (v) Collocations

    future may bring : gelecek getirebilir
    morning may bring : sabah getirebilir
    waiter may bring : garson getirebilir
    waitress may bring : garson getirebilir
    bring action : dava açmak
    143 Örnek daha
    bring advantage : avantaj getirmek
    bring air : soluk getirmek
    bring anarchy : anarşiye sebep olmak
    bring anxiety : kaygıya sebep olmak
    bring appeal : rica etmek
    bring benefit : yarar sağlamak
    bring bill : kanun tasarısı sunmak
    bring booze : içki almak
    bring bottle : şişeyi getirmek
    bring case : dava getirmek
    bring chaos : kaos getirmek
    bring charge : suç yıkmak
    bring chorus : nakarat söylemek
    bring civilization : uygarlığı getirmek
    bring claim : hak iddia etmek
    bring clarity : netlik kazandırmak
    bring closure : sona getirmek
    bring colour : renk getirmek
    bring comfort : nezaket göstermek
    bring complaint : şikayet etmek
    bring consolation : teselli etmek
    bring credibility : güvenilirlik sağlamak
    bring crowd : kalabalık getirmek
    bring death : ölüme sebep olmak
    bring delight : haz vermek
    bring democracy : demokrasi getirmek
    bring dignity : ciddiyet/saygınlık sağlamak
    bring dimension : boyut getirmek
    bring disappointment : hayal kırıklığına sebep olmak
    bring disaster : felakete sebep olmak
    bring discipline : disiplin getirmek
    bring discredit : leke sürmek
    bring disgrace : rezil etmek
    bring dividend : kâr getirmek
    bring dowry : çeyiz getirmek
    bring efficiency : verimlilik sağlamak
    bring sth to an end : bir şeye son vermek
    bring energy : enerji vermek
    bring enjoyment : sevk vermek
    bring excitement : heyecan getirmek
    bring experience : deneyim kazandırmak
    bring expertise : uzmanlık kazanmak/gerektirmek
    bring fall : düşüşe sebep olmak
    bring fame : şöhret getirmek
    bring flexibility : esneklik getirmek
    bring flood : sele sebep olmak
    bring flush : kırmızılığa sebep olmak
    bring fortune : servet getirmek
    bring freedom : özgürlüğü getirmek
    bring gain : kazanç getirmek
    bring gasp : nefesini tutmaya sebep olmak
    bring gift : hediye getirmek
    bring glory : onur getirmek
    bring gospel : incili yaymak
    bring greeting : selam getirmek
    bring guest : davetli getirmek
    bring happiness : mutluluk getirmek
    bring harmony : uyum getirmek
    bring help : yardım getirmek
    bring honour : onur getirmek
    bring hope : umut getirmek
    bring immigrant : göçmen getirmek
    bring increase : artış getirmek
    bring indictment : iddianameyi getirmek
    bring intensity : yoğunluk getirmek
    bring joy : neşe getirmek
    bring kudos : şöhret getirmek
    bring litigation : dava açmak
    bring luck : şans getirmek
    bring lunch : öğle yemeği getirmek
    bring message : mesaj getirmek
    bring misery : sefalet getirmek
    bring news : haber vermek
    bring notoriety : kötü şöhret getirmek
    bring offering : teklif getirmek
    bring order : yöntem dayatmak
    bring perspective : bakış açısı getirmek
    bring picnic : piknik yapmak
    bring pleasure : neşe getirmek
    bring present : hediye getirmek
    bring prestige : prestij getirmek
    bring problem : sorun getirmek
    bring proceedings : dava açmak
    bring profit : kâr getirmek
    bring prosecution : kovuşturma yapmak
    bring prosperity : refah getirmek
    bring reaction : tepkiye sebep olmak
    bring realism : gerçekçilik getirmek
    bring reassurance : tatmin sağlamak
    bring reconciliation : mutabakat sağlamak
    bring refreshment : ferahlık getirmek
    bring relief : rahatlatmak
    bring renewal : yeniliğe sebep olmak
    bring respite : soluk aldırmak, rahatlatmak
    bring retort : sert cevaba sebep olmak
    bring retribution : intikama sebep olmak
    bring return : dönüş getirmek/almak
    bring revolution : devrime sebep olmak
    bring reward : ödül getirmek
    bring ruin : mahvetmek
    bring sadness : üzüntü getirmek
    bring salvation : kurtuluşu getirmek
    bring sanity : muhakeme etmek
    bring satisfaction : memnuniyet sağlamak
    bring semblance : biçim getirmek
    bring sense : anlam vermek
    bring shame : utanca sebep olmak
    bring solace : teselli vermek
    bring sorrow : üzüntüye sebep olmak
    bring spirit : ruh halini getirmek/taşımak
    bring stability : istikrar getirmek
    bring status : mevki vermek
    bring subtlety : incelik getirmek
    bring success : başarı getirmek
    bring suit : dava açmak
    bring supply : kaynak sağlamak
    bring tea : çay getirmek
    bring terror : büyük korkuya sebep olmak
    bring total : tutar getirmek
    bring touch : dokunuş eklemek
    bring tourist : turist getirmek
    bring trouble : sorun çıkarmak
    bring understanding : anlayış getirmek
    bring unity : birlik getirmek
    bring victory : zafer getirmek
    bring visitor : ziyaretçi getirmek
    bring warmth : sıcaklık getirmek
    bring water : su getirmek
    bring wealth : zenginlik getirmek
    bring word : haber göndermek/getirmek
    bring wrath : öfkeye sebep olmak
    bring sb close : birini yakınlaştırmak
    bring alive : canlı getirmek
    bring into action : harekete geçirmek
    bring sth under control : bir şeyi kontrol altına almak
    bring responsibility : sorumluluk getirmek
    bring sth on track : bir şeyi yoluna koymak
    bring troops home : askeri birliği geri çekmek
    bring peace : barış getirmek
    bring sth to a stop : durdurmak
    bring into question : gündeme getirmek
    bring sb to brink of : birini ... eğişine getirmek
    bring sth to the fore : bir şeyi ön plana çıkarmak
    Daha az gör