Yükleniyor...
remzihoca online dersler

Economic ne demek?

Economic ne demek? Economic ne anlama gelir? Economic İngilizce örnek cümle. Economic eş anlamlıları.

    economic (adj)

    ekonomik

    iktisadi

    kârlı

    kazançlı

    Economic (adj) Eş anlamlıları

    Bu kelimeler, para ile alakalı şeyleri anlatır.
    economic (adj) : ekonomik, kârlı
    financial (adj) : mali
    commercial (adj) : ticari
    monetary (adj) : parasal
    budgetary (adj) : bütçeyle ilgili


    Economic (adj) Collocations

    economic achievement : ekonomik başarı
    economic activity : ekonomik faaliyet
    economic advance : ekonomik ilerleme
    economic advancement : ekonomik gelişme
    economic advantage : ekonomik çıkar
    136 Örnek daha
    economic affairs : ekonomik ilişkiler
    economic aid : ekonomik yardım
    economic analysis : ekonomik analiz
    economic arena : ekonomik arena
    economic backdrop : ekonomik zemin/arka plan
    economic background : ekonomik geçmiş
    economic base : ekonomik taban
    economic benefits : ekonomik yararlar
    economic bloc : ekonomik blok
    economic boom : ekonomik patlama/canlanma
    economic burden : ekonomik yük, külfet
    economic catastrophe : ekonomik felaket
    economic centre : ekonomik merkez
    economic change : ekonomik değişiklik
    economic circumstance : ekonomik koşul/şart
    economic climate : ekonomik iklim
    economic collapse : ekonomik çöküş
    economic competition : ekonomik rekabet
    economic conditions : ekonomik koşullar
    economic consequences : ekonomik sonuçlar
    economic context : ekonomik bağlam
    economic cooperation : ekonomik işbirliği
    economic crisis : ekonomik kriz
    economic decline : ekonomik gerileme
    economic demand : ekonomik talep
    economic depression : ekonomik bunalım
    economic deprivation : ekonomik yoksunluk
    economic devastation : ekonomik tahribat
    economic development : ekonomik gelişme
    economic difficulty : ekonomik zorluk
    economic dimension : ekonomik boyut
    economic disaster : ekonomik felaket
    economic disparity : ekonomik eşitsizlik
    economic divide : ekonomik bölünme
    economic doctrine : ekonomik doktrin
    economic domination : ekonomik hakimiyet
    economic downturn : ekonomik gerileme
    economic embargo : ekonomik ambargo
    economic environment : ekonomik ortam
    economic expansion : ekonomik genişleme
    economic exploitation : ekonomik sömürü
    economic factors : ekonomik etkenler
    economic failure : ekonomik /iktisadi başarısızlık
    economic fairness : ekonomik eşitlik
    economic feasibility : ekonomik yapılabilirlik
    economic fluctuation : ekonomik dalgalanma
    economic forces : ekonomik güçler
    economic forum : ekonomik forum
    economic framework : ekonomik çerçeve
    economic freedom : ekonomik özgürlük
    economic future : ekonomik gelecek
    economic gain : ekonomik kazanç
    economic ground : ekonomik sebep / zemin
    economic growth : ekonomik büyüme
    economic hardship : ekonomik zorluk
    economic harm : ekonomik zarar
    economic history : ekonomik tarih
    economic imbalance : ekonomik dengesizlik
    economic importance : ekonomik önem
    economic inactivity : ekonomik/ticaretle ilgili durgunluk
    economic incentive : ekonomik teşvik
    economic incompetence : ekonomik yetersizlik
    economic independence : ekonomik bağımsızlık
    economic indicator : ekonomik gösterge
    economic inequality : ekonomik eşitsizlik
    economic insecurity : ekonomik güvensizlik
    economic instability : ekonomik istikrarsızlık
    economic integration : ekonomik birleşme
    economic interests : ekonomik çıkarlar
    economic issue : ekonomik sorun
    economic landscape : ekonomik görünüm
    economic liberty : ekonomik özgürlük
    economic life : ekonomik yaşam
    economic link : ekonomik bağlantı
    economic loss : ekonomik kayıp
    economic matter : ekonomik mesele
    economic measure : ekonomik önlem
    economic mobility : ekonomik hareketlilik
    economic model : ekonomik model
    economic need : ekonomik ihtiyaç
    economic opportunity : ekonomik fırsat
    economic oppression : ekonomik sıkıntı
    economic order : ekonomik düzen
    economic performance : ekonomik performans
    economic point of view : iktisadi bakış açısı
    economic policy : ekonomi politikası
    economic position : ekonomik durum
    economic potential : ekonomik güç
    economic power : iktisadi güç
    economic pressure : ekonomik baskı
    economic problem : ekonomik problem
    economic productivity : ekonomik verimlilik
    economic progress : ekonomik ilerleme
    economic proposition : ekonomik teklif
    economic prospect : ekonomik beklenti
    economic prosperity : ekonomik refah
    economic recession : ekonomik durgunluk
    economic recovery : ekonomik iyileşme
    economic reform : ekonomik reform
    economic relations : ekonomik ilişkiler
    economic relationships : ekonomik ilişkiler
    economic resources : ekonomik kaynaklar
    economic restraint : ekonomik kısıtlama
    economic revolution : ekonomik devrim
    economic reward : ekonomik ödül
    economic role : ekonomik rol
    economic sanction : ekonomik yaptırım
    economic sector : ekonomik sektör
    economic security : ekonomik güvenlik
    economic sense : ekonomik anlam
    economic situation : ekonomik durum
    economic sovereignty : ekonomik egemenlik
    economic stability : ekonomik istikrar
    economic stagnation : ekonomik durgunluk
    economic status : ekonomik statü
    economic strength : ekonomik güç
    economic structure : ekonomik yapı
    economic struggle : ekonomik mücadele
    economic success : ekonomik başarı
    economic support : ekonomik destek
    economic system : ekonomik sistem
    economic target : ekonomik hedef
    economic term : ekonomi terimi
    economic theory : iktisat kuramı
    economic tie : ekonomi ilişkisi
    economic transformation : ekonomik dönüşüm
    economic trend : ekonomik eğilim
    economic turmoil : ekonomik kargaşa
    economic uncertainty : ekonomik belirsizlik
    economic vulnerability : ekonomik hassasiyet
    economic weakness : ekonomik zayıflık
    economic well-being : ekonomik refah
    economic goal : ekonomik amaç
    economic value : ekonomik değer
    economic welfare : ekonomik refah
    economic woe : ekonomik sıkıntı
    Daha az gör