Yükleniyor...
Limit [Noun] İngilizce örnek cümle  - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Limit (N) ne demek?

Limit (N) ne demek? Limit ne anlama gelir? Limit İngilizce örnek cümle. Limit eş anlamlıları.

    limit (v)

    sınırlamak

    sınırlandırmak, kısıtlamak

    Limit (v) ingilizce örnek cümle

    Limit the amount of alcohol that you drink.

    İçtiğiniz alkol miktarını sınırlayın.

    Limit (v) Eş anlamlıları

    Bu kelimeler, belirli sınırlar içerisinde tutmak anlamında kullanılabilir.
    limit (v) : sınırlamak
    restrict (v) : sınırlamak
    constrain (v) : sınırlamak
    confine (v) : kısıtlamak


    Limit (n) Collocations

    law may limit : kanun sınırlayabilir
    regulation may limit : düzenleme sınırlayabilir
    restriction may limit : kısıtlama sınırlayabilir
    rule may limit : kural sınırlayabilir
    limit ability : yeteneği sınırlamak
    54 Örnek daha
    limit access : erişimi sınırlamak
    limit ambition : hırsını sınırlamak
    limit amount : miktarı sınırlamak
    limit availability : elverişliliği sınırlamak
    limit choice : seçenekleri sınırlamak
    limit competition : rekabeti sınırlandırmak
    limit damage : hasarı sınırlandırmak
    limit drinking : içmeyi sınırlamak
    limit duration : süreyi sınırlandırmak
    limit effect : etkiyi sınırlandırmak
    limit effectiveness : verimliliği sınırlandırmak
    limit emission : salımı sınırlandırmak
    limit exercise : alıştırmayı sınırlandırmak
    limit expansion : genişlemeyi sınırlandırmak
    limit expenditure : harcamayı sınırlandırmak
    limit export : ihracatı sınırlandırmak
    limit exposure : etkiyi sınırlandırmak
    limit extent : kapsamı sınırlandırmak
    limit freedom : özgürlüğü sınırlandırmak
    limit growth : büyümeyi sınırlandırmak
    limit horizon : ufku sınırlandırmak
    limit immigration : göçü sınırlandırmak
    limit import : ithalatı sınırlandırmak
    limit influence : etkiyi sınırlandırmak
    limit intake : alımı sınırlandırmak
    limit liability : güvenilirliği sınırlandırmak
    limit membership : üyeliği sınırlandırmak
    limit mobility : hareketliliği sınırlandırmak
    limit movement : hareketi sınırlandırmak
    limit number : sayıyı sınırlandırmak
    limit option : seçeneği sınırlandırmaksınırlandırmak
    limit participation : katılımı sınırlandırmak
    limit pollution : kirlenmeyi sınırlandırmak
    limit power : gücü sınırlandırmak
    limit range : menzili sınırlandırmak
    limit reach : menzili sınırlandırmak
    limit right : doğruyu sınırlandırmak
    limit risk : riski sınırlandırmak
    limit scope : kapsamı sınırlandırmak
    limit size : büyüklüğü sınırlandırmak
    limit spread : yayılmayı sınırlandırmak
    limit supply : kaynağı sınırlamak
    limit use : kullanımı sınırlandırmak
    limit usefulness : faydayı sınırlandırmak
    limit utility : faydayı sınırlandırmak
    limit drastically : büyük ölçüde sınırlamak
    limit effectively : verimli bir şekilde sınırlandırmak
    limit greatly : geniş ölçüde sınırlandırmak
    limit seriously : ciddi bir şekilde sınırlandırmak
    limit severely : ciddi bir şekilde sınırlamak
    limit sharply : keskince sınırlandırmak
    limit significantly : önemli ölçüde sınırlandırmak
    limit strictly : sıkı bir şekilde sınırlandırmak
    limit substantially : önemli derecede sınırlandırmak
    Daha az gör

    Limit (n) Preposition Kullanımları

    limit to : ... ile sınırlamak
    limit (n)

    sınır

    limit

    Limit (n) ingilizce örnek cümle

    The Suprematist movement grew out of Russian avant-garde ideas on the function of language and the role and limits of art.

    Suprematist hareket, Rusların dilin işlevi ve sanatın rolü ve sınırları hakkındaki avangard fikirlerinden doğmuştur.

    My family pushed me to the limit of my abilities.

    Ailem beni yeteneklerimin sınırına kadar zorladı.

    Limit (n) Collocations

    accept limit : sınırı kabul etmek
    acknowledge limit : sınırı kabul etmek
    approach limit : sınıra yaklaşmak
    break limit : sınırı aşmak
    challenge limit : sınırı değerlendirmek
    75 Örnek daha
    cross limit : sınırı geçmek
    defile limit : sınırı bozmak
    define limit : sınırı belirlemek
    determine limit : sınırı belirlemek
    enforce limit : sınırı zorlamak
    establish limit : sınır kurmak
    exceed limit : sınırı aşmak
    expand limit : sınırı genişletmek
    explore limit : limiti keşfetmek
    extend limit : sınırı genişletmek
    have limit : sınırı olmak
    impose limit : sınırı zorlamak
    increase limit : limiti artırmak
    lower limit : limiti azaltmak
    near limit : sınıra yakın
    overcome limit : sınırın üstesinden gelmek
    overstep limit : sınırı aşmak
    place limit : sınır getirmek
    push limit : sınırı zorlamak
    put limit : sınır koymak
    raise limit : sınır artırmak
    reach limit : sınıra ulaşmak
    recognize limit : sınırı farketmek
    reduce limit : sınırı düşürmek
    respect limit : sınıra saygı göstermek
    set limit : sınır belirlemek
    stretch limit : sınırı esnetmek
    test limit : sınırını test etmek
    transcend limit : sınırı geçmek
    violate limit : sınırı ihlal etmek
    daily limit : günlük limit
    absolute limit : mutlak limit
    acceptable limit : kabul edilebilir sınır
    allowable limit : kabul edilebilir sınır
    annual limit : yıllık limit
    arbitrary limit : keyfi sınır
    clear limit : net sınır
    constitutional limit : yasal sınır
    higher limit : daha yüksek limit
    inherent limit : içsel sınır
    legal limit : yasal sınır
    lower limit : alt sınır/limit
    maximum limit : azami sınırlama
    minimum limit : asgari sınırlama
    narrow limit : dar sınır
    normal limit : normal sınır
    northern limit : kuzey sınırı
    outer limit : dış sınır
    permissible limit : izin verilebilir sınır
    physical limit : fiziksel sınır
    practical limit : uygulanabilir sınır
    prescribed limit : saptanmış sınır
    reasonable limit : makul sınır
    recommended limit : önerilen sınır
    safe limit : güvenli sınır
    set limit : sınırı belirlemek
    severe limit : şiddetli sınır
    southern limit : güney sınırı
    specific limit : belirli sınır
    statutory limit : yasal sınır
    strict limit : katı sınırlama
    stringent limit : sıkı limit
    theoretical limit : teorik limit
    tight limit : sıkı limit
    ultimate limit : son sınır
    upper limit : üst sınır
    fixed limit : düzenlenmiş sınır
    finite limit : sonu olan sınır
    extreme limit : son sınır
    financial limit : mali sınır
    established limit : kurulmuş sınır
    specified limit : belirlenmiş limit
    age limit : yaş sınırı
    speed limit : hız sınırı
    push to the limit : sınırı zorlamak
    Daha az gör

    Limit (n) Preposition Kullanımları

    limit on : ... üzerinde kısıtlama, sınır
    limit to : ...ya sınır
    within a limit : bir sınır içerisinde
    without limit : sınırsız / limitsiz
    below a limit : bir limitin altında
    3 Örnek daha
    above a limit : bir limitin üzerinde
    beyond a limit : sınırın ötesinde
    off limits : yasak
    Daha az gör

    Limit ile Bağlantılı Kelimeler