Yükleniyor...
Long [Adj] İngilizce örnek cümle - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Long (Adj) ne demek?

Long (Adj) ne anlama gelir? Long ne demektir? Long İngilizce örnek cümle.

    long (abbr)

    "longitude" kısaltması

    long (v)

    özlemek

    özlemini çekmek, hasretini çekmek, çok istemek

    Long (adj) Collocations

    always long : daima özlemek
    long desperately : çok özlemek

    Long (adj) Preposition Kullanımları

    long for : ... için özlem duymak
    long (adv)

    uzun zamandır

    çoktan beri, uzun süredir

    Long (adv) ingilizce örnek cümle

    Most of the trains run every 3 minutes, you never have to wait long.

    Trenlerin çoğu her 3 dakikada bir kalkar, asla uzun süre beklemeniz gerekmez.

    Long (adj) Collocations

    long extinct : çoktan soyu tükenmiş
    long overdue : vadesi çoktan geçmiş
    cease long : uzun durmak
    last long : uzun sürmek
    regard long : uzun zamandır görmek/düşünmek
    1 Örnek daha
    take long : uzun sürmek
    Daha az gör
    long (adj)

    uzun

    Long (adj) ingilizce örnek cümle

    The longest river in the world is the Nile River.

    Dünyadaki en uzun nehir Nil nehridir.

    Long (adj) Collocations

    awfully long : son derece uzun
    relatively long : nispeten uzun
    slightly long : biraz uzun
    very long : çok uzun
    exceptionally long : müthiş derecede uzun
    63 Örnek daha
    extremely long : son derece uzun
    long enough : yeterince uzun
    excessively long : aşırı uzun
    long absence : uzun süreli devamsızlık
    long answer : uzun cevap
    long association : uzun ilişki
    long ball : uzun atış / vuruş
    long beak : uzun gaga
    long campaign : uzun kampanya
    long chain : uzun zincir
    long claw : uzun pençe
    long delay : uzun gecikme
    long description : uzun tanım/ açıklama
    long distance : uzun mesafe
    long drought : uzun süreli kuraklık
    long duration : uzun süreli
    long experience : uzun/çok deneyim
    long flight : uzun uçuş
    long hair : uzun saç
    long history : uzun tarih
    long hour : uzun saat
    long interval : uzun aralık
    long job : uzun iş
    long journey : uzun yolculuk
    long jump : uzun atlama
    long leg : uzun bacak
    long life : uzun ömür/dayanırlık
    long lifetime : uzun hayat (süresi)
    long list : uzun liste
    long march : uzun yürüyüş
    long pause : uzun duraklama
    long period : uzun dönem
    long résumé : uzun/kapsamlı özgeçmiş
    long range : uzun menzil
    long recession : uzun süren gerileme
    long residence : uzun bir zaman için/uzun süre ikamet
    long river : uzun nehir
    long route : uzun yol
    long run : uzun dönem/vade
    long section : uzun bölüm
    long series : uzun seri
    long speech : uzun konuşma
    long stretch : uzun streç
    long strip : uzun ve dar parça/şerit
    long struggle : uzun mücadele
    long tail : uzun kuyruk
    long term : uzun vade/süre
    long time : uzun zaman
    long tongue : uzun dil
    long trip : uzun gezi
    long view : uzun görüş/bakış
    long war : uzun süren savaş
    long way : uzun yol
    long week : uzun hafta
    long weekend : uzun hafta sonu
    seem long : uzun görünmek
    long established : köklü
    long before : ...dan uzun zaman önce
    long period of time : uzun zaman
    live long : uzun yaşamak
    long term memory : uzun süreli bellek
    life long : ömür boyu
    life long prison : ömür boyu hapis
    Daha az gör

    Long (adj) Preposition Kullanımları

    for a long time : uzun süredir