Yükleniyor...
Natural (Adj) İngilizce örnek cümle - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Natural (Adj) ne demek?

Natural (Adj) ne anlama gelir? Natural ne demektir? Natural İngilizce örnek cümle.

    natural (n)

    doğuştan yetenekli kimse

    Natural (adj) Collocations

    natural way : doğal yol
    natural (adj)

    doğal

    tabii

    Natural (adj) ingilizce örnek cümle

    Caffeine at high doses is a natural pesticide.

    Yüksek dozlarda kafein, doğal bir böcek ilacıdır.

    The country is rich in natural resources.

    Ülke doğal kaynaklar bakımından zengindir.

    normal

    olması beklenen, doğal, şaşırtıcı olmayan

    Natural (adj) Collocations

    completely natural : tamamen doğal
    perfectly natural : mükemmel doğal
    natural ability : doğal yetenek
    natural advantage : doğal avantaj
    natural area : doğal alan
    68 Örnek daha
    natural balance : doğal denge
    natural beauty : doğal güzellik
    natural bent : doğal yetenek
    natural catastrophe : doğal felaket
    natural charm : doğal çekicilik
    natural check : doğal kontrol
    natural childbirth : normal doğum
    natural choice : doğal seçim
    natural compound : doğal bileşik
    natural consequence : doğal sonuç
    natural curiosity : doğal merak
    natural curve : doğal kıvrım
    natural cycle : doğal döngü
    natural defence : doğal savunma
    natural disaster : doğal felaket
    natural ecology : doğal ekoloji
    natural environment : doğal çevre/ortam
    natural expression : doğal ifade
    natural food : doğal gıda
    natural force : doğal güç
    natural forest : doğal orman
    natural gas : doğal gaz
    natural habitat : doğal yaşam alanı
    natural hazard : doğal tehlike
    natural inclination : doğal eğim
    natural ingredient : doğal içerik
    natural instinct : doğal içgüdü
    natural language : doğal dil
    natural light : doğal ışık
    natural material : doğal madde
    natural occurrence : doğal oluşum
    natural order : doğal düzen
    natural phenomenon : doğal olgu
    natural philosophy : doğa felsefesi
    natural population : doğal nüfus
    natural process : doğal süreç
    natural product : doğal ürün
    natural reaction : doğal reaksiyon
    natural remedy : doğal ilaç/çözüm
    natural resource : doğal kaynak
    natural right : doğuştan gelen hak
    natural scenery : doğal manzara
    natural science : doğa bilimi
    natural scientist : doğal bilim insanı
    natural selection : doğal seçme/seçilim
    natural setting : doğal ortam
    natural source : doğal kaynak
    natural state : doğal hal
    natural substance : doğal madde
    natural sugar : doğal şeker
    natural supplement : doğal takviye
    natural surroundings : doğal çevre
    natural talent : doğal yetenek
    natural target : doğal hedef
    natural tendency : mizaç; doğal eğilim
    natural uranium : doğal uranyum
    natural variation : doğal değişim
    natural vegetation : doğal bitki örtüsü
    natural wonder : doğa harikası
    natural world : doğal yaşam
    natural conditions : doğa koşulları
    natural history : doğa tarihi
    natural law : doğa kanunu
    natural formation : doğal oluşum
    natural endowment : doğuştan gelen yetenek
    natural treatment : doğal tedavi
    natural pearl : doğal inci
    natural shelter : doğal sığınak
    Daha az gör