Yükleniyor...
Small [Adj] İngilizce örnek cümle - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Small (Adj) ne demek?

Small (Adj) ne anlama gelir? Small ne demektir? Small İngilizce örnek cümle.

    small (n)

    iç çamaşırı

    bel

    sırtın alt bölümü
    small (adv)

    az

    small (adj)

    küçük

    az, önemsiz

    Small (adj) ingilizce örnek cümle

    Hungary is a small country in Eastern Europe.

    Macaristan, Doğu Avrupa'da küçük bir ülkedir.

    Small (adj) Eş anlamlıları

    Bu kelimeler, miktar veya boyut açısından küçük olan şeyleri anlatırken kullanılabilir.
    small (adj) : küçük
    tiny (adj) : küçücük
    little (adj) : küçük
    miniature (adj) : minyatür
    compact (adj) : yoğun
    minute (adj) : ufacık
    microscopic (adj) : mikroskobik

    Bu kelimeler; önemsiz, kayda değmez şeyleri anlatırken kullanılabilir.
    unimportant (adj) : önemsiz
    insignificant (adj) : önemsiz
    trivial (adj) : önemsiz
    small (adj) : küçük
    minor (adj) : küçük/önemsiz, minör
    slight (adj) : hafif, incecik
    minimal (adj) : asgari düzeyde
    negligible (adj) : ihmal edilebilir
    peripheral (adj) : önemsiz, çevresel


    Small (adj) Collocations

    relatively small : nispeten küçük
    slightly small : biraz küçük
    very small : çok küçük
    extremely small : son derece küçük
    fairly small : oldukça küçük
    100 Örnek daha
    small accident : küçük kaza
    small acquisition : küçük kazanım
    small adjustment : küçük ayar
    small alteration : küçük değişiklik
    small amount : az miktar
    small area : küçük alan
    small baby : küçük/düşük kilolu bebek
    small bag : küçük çanta
    small band : küçük topluluk / grup
    small bank : küçük banka
    small beak : küçük gaga
    small boat : küçük bot/kayık
    small bowel : ince bağırsak
    small breast : küçük meme
    small budget : düşük bütçe
    small building : küçük bina
    small business : küçük işletme
    small catch : küçük av
    small chain : küçük zincir
    small change : küçük değişim
    small child : küçük çocuk
    small chunk : küçük parça
    small city : küçük şehir
    small claim : basit tazminat talebi
    small class : küçük sınıf
    small community : küçük topluluk
    small company : küçük ölçekli şirket
    small complaint : küçük şikayet
    small correction : küçük düzeltme
    small cut : küçük kesik
    small decrease : küçük/önemsiz/az azalma/düşüş
    small deficit : küçük bütçe açığı
    small detail : ufak detay
    small difference : küçük fark
    small dimension : küçük boyut
    small disappointment : küçük hayal kırıklığı
    small discrepancy : küçük tutarsızlık
    small earthquake : küçük deprem
    small employer : küçük işveren
    small engine : küçük motor
    small explosion : küçük patlama
    small factory : küçük fabrika
    small family : küçük aile
    small farmer : küçük çiftçi
    small fireplace : küçük şömine
    small fortune : küçük servet
    small fraction : basit kesir
    small gain : küçük kazanç
    small gathering : küçük toplantı
    small government : küçük hükümet
    small hole : küçük delik
    small incision : küçük kesik
    small income : önemsiz gelir
    small instrument : küçük alet
    small intestine : ince bağırsak
    small job : küçük iş
    small library : küçük kütüphane
    small loss : küçük kayıp
    small majority : küçük çoğunluk
    small manufacturer : küçük üretici
    small minority : küçük azınlık
    small number : az sayıda
    small object : küçük cisim / nesne
    small part : küçük parça
    small pause : küçük duraklama
    small percentage : küçük yüzde
    small piece : küçük parça
    small plane : küçük uçak
    small pleasure : küçük zevk
    small portion : küçük porsiyon/bölüm
    small profit : küçük kar
    small proportion : küçük oran
    small quantities : küçük miktarlar
    small rebellion : küçük isyan
    small region : küçük bölge
    small rise : küçük artış
    small rock : küçük kaya
    small role : küçük rol
    small sample : küçük örnek
    small scale : küçük ölçekli
    small section : küçük bölüm
    small settlement : küçük yerleşim yeri
    small size : küçük boyut
    small stool : küçük tabure
    small store : küçük mağaza
    small stretch : küçük streç
    small supply : az kaynak
    small surplus : küçük fazlalık
    small task : küçük görev
    small theatre : küçük tiyatro
    small town : küçük kasaba
    small unit : küçük birim
    small variation : küçük değişim
    small weakness : küçük zayıflık
    get small : küçülmek
    make sth small : bir şeyi küçültmek
    remain small : küçük/önemsiz kalmak
    a small number of : az sayıda ...
    a small amount of : küçük miktarda ...
    a small quantity of : az miktarda ...
    Daha az gör

    Small (adj) Preposition Kullanımları

    small for : ...için küçük

    Small ile Bağlantılı Kelimeler