Yükleniyor...
Strong [Adj] İngilizce örnek cümle - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Strong (Adj) ne demek?

Strong (Adj) ne anlama gelir? Strong ne demektir? Strong İngilizce örnek cümle.

    strong (adv)

    tesirli bir şekilde

    etkili bir şekilde, şiddetle, kuvvetle
    strong (adj)

    güçlü

    kuvvetli, sağlam, sert

    Strong (adj) ingilizce örnek cümle

    A chain is only as strong as its weakest link.

    Bir zincir sadece en zayıf halkası kadar güçlüdür.

    Strong (adj) Eş anlamlıları

    Bu kelimeler, kişiler veya olaylar üzerinde etkisi, iktidarı olan kimseleri anlatırken kullanılabilir.


    Strong (adj) Collocations

    immensely strong : son derece güçlü
    incredibly strong : inanılmaz derecede güçlü
    surprisingly strong : şaşırtıcı derecede güçlü
    exceptionally strong : müthiş derecede güçlü
    extremely strong : oldukça güçlü
    100 Örnek daha
    strong enough : yeterince güçlü
    strong accent : güçlü aksan
    strong argument : güçlü tartışma
    strong association : güçlü ilişki
    strong attraction : güçlü cazibe
    strong back : kaslı/güçlü sırt
    strong background : güçlü geçmiş
    strong backing : sağlam / güvenilir destek
    strong bag : sağlam çanta
    strong balance sheet : güçlü bilanço
    strong belief : güçlü inanç
    strong bond : güçlü bağ
    strong bone : güçlü kemik
    strong breeze : güçlü meltem
    strong campaign : güçlü kampanya
    strong candidate : güçlü aday
    strong chance : güçlü şans
    strong chest : güçlü göğüs
    strong claim : güçlü iddia/hak talebi
    strong claw : güçlü pençe
    strong commitment : güçlü bağlılık
    strong confidence : güçlü güven
    strong connection : güçlü bağlantı
    strong constitution : güçlü anayasa
    strong contrast : güçlü zıtlık
    strong core : güçlü çekirdek
    strong correlation : güçlü ilişki
    strong current : güçlü akıntı
    strong demand : yoğun talep/istek
    strong desire : güçlü arzu
    strong disagreement : güçlü anlaşmazlık
    strong drug : güçlü ilaç
    strong earthquake : güçlü deprem
    strong effect : güçlü etki
    strong emotion : güçlü duygu
    strong emphasis : güçlü vurgu
    strong enforcement : güçlü yaptırım
    strong evidence : güçlü delil
    strong favourite : güçlü favori
    strong field : güçlü alan
    strong focus : güçlü odak
    strong force : baskın kuvvet
    strong gain : sağlam/çok kazanç
    strong government : güçlü hükümet
    strong gravity : güçlü yer çekimi
    strong ground : sağlam/güçlü zemin
    strong growth : istikrarlı büyüme
    strong identity : güçlü kimlik
    strong impact : güçlü etki
    strong inclination : güçlü eğim
    strong indication : sağlam belirti
    strong influence : güçlü etki
    strong interaction : güçlü etkileşim
    strong jaw : güçlü çene
    strong language : sert dil/küfürlü konuşma
    strong leadership : güçlü / etkin liderlik
    strong leg : güçlü bacak
    strong link : güçlü bağlantı
    strong loyalty : güçlü sadakat
    strong majority : güçlü çoğunluk
    strong male : güçlü erkek
    strong medicine : güçlü ilaç
    strong memory : güçlü hafıza
    strong nation : güçlü ulus
    strong opinion : güçlü fikir
    strong opposition : güçlü direniş, sert muhalefet
    strong personality : güçlü kişilik
    strong preference : güçlü tercih
    strong prejudice : güçlü önyargı
    strong pressure : güçlü basınç
    strong profit : güçlü kar
    strong reaction : güçlü tepki
    strong relationship : güçlü ilişki
    strong representation : güçlü temsil
    strong resemblance : güçlü benzerlik
    strong resistance : güçlü direniş
    strong sense : güçlü duygu
    strong similarity : güçlü benzerlik
    strong smell : keskin koku
    strong solution : güçlü/yoğun çözelti
    strong stomach : güçlü mide / sağlam mide
    strong suggestion : güçlü öneri
    strong support : güçlü destek
    strong team : güçlü takım
    strong tendency : güçlü eğilim
    strong tie : güçlü bağ
    strong urge : güçlü dürtü
    strong view : güçlü görüş
    strong voice : güçlü ses
    strong wind : sert rüzgar
    become strong : güçlü hale gelmek
    feel strong : güçlü hissetmek
    get strong : güçlenmek
    grow strong : güçlenmek
    keep sth strong : bir şeyi güçlü tutmak
    look strong : güçlü görünmek
    make sb strong : birini güçlendirmek
    remain strong : güçlü kalmak
    stay strong : güçlü kalmak
    strong glue : güçlü tutkal
    Daha az gör

    Strong ile Bağlantılı Kelimeler