Yükleniyor...
Terrible [Adj] İngilizce örnek cümle - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Terrible (Adj) ne demek?

Terrible (Adj) ne anlama gelir? Terrible ne demektir? Terrible İngilizce örnek cümle.

    terrible (adj)

    korkunç

    dehşet verici, feci, kötü

    Terrible (adj) Eş anlamlıları

    Bu kelimeler; çok kötü, berbat şeyleri anlatmak için kullanılabilir.
    terrible (adj) : korkunç
    awful (adj) : berbat, müthiş
    horrible (adj) : berbat
    dreadful (adj) : korkunç
    vile (adj) : kabul edilemez, nahoş
    horrendous (adj) : dehşet verici

    Bu kelimeler; iğrenç, kabul edilemez şeyleri anlatmak için kullanılabilir.
    disgusting (adj) : iğrenç
    distasteful (adj) : tiksindirici
    sickening (adj) : tiksindirici, kızdırıcı
    hateful (adj) : iğrenç
    abominable (adj) : iğrenç
    repugnant (adj) : tiksinç
    detestable (adj) : tiksindirici
    terrible (adj) : korkunç
    horrible (adj) : berbat
    despicable (adj) : adi
    loathsome (adj) : iğrenç
    abhorrent (adj) : iğrenç


    Terrible (adj) Collocations

    absolutely terrible : kesinlikle korkunç
    pretty terrible : oldukça kötü
    quite terrible : oldukça korkunç
    rather terrible : oldukça korkunç
    really terrible : gerçekten korkunç
    140 Örnek daha
    simply terrible : sadece/ tek kelimeyle korkunç
    truly terrible : gerçekten korkunç
    very terrible : çok korkunç / dehşet verici
    just terrible : tam anlamıyla korkunç
    terrible accident : korkunç kaza
    terrible acne : korkunç sivilce
    terrible act : korkunç / berbat hareket
    terrible atrocity : korkunç vahşet
    terrible beating : korkunç dayak / yenilgi
    terrible blow : büyük darbe/ şok / hayal kırıklığı
    terrible blunder : korkunç/berbat gaf
    terrible bore : korkunç can sıkıcı şey/ sıkıntı
    terrible burden : büyük/müthiş yük/ sorumluluk
    terrible burn : korkunç/berbat yanık
    terrible business : feci/ berbat iş
    terrible catastrophe : korkunç facia
    terrible clarity : korkunç netlik
    terrible commotion : korkunç kargaşa/ayaklanma
    terrible complex : korkunç karmaşık
    terrible condition : korkunç durum/koşul
    terrible consequence : korkunç/ olumsuz/ zararlı sonuç
    terrible cost : korkunç maliyet/ bedel
    terrible cough : korkunç/kötü öksürük
    terrible crash : korkunç çarpışma/ gürültü
    terrible crime : dehşet verici suç
    terrible crisis : dehşet verici/ korkunç kriz
    terrible cry : korkunç ağlama
    terrible curse : korkunç beddua
    terrible danger : korkunç tehlike
    terrible day : korkunç gün (gündüz)
    terrible death : korkunç ölüm
    terrible deed : korkunç eylem
    terrible dilemma : korkunç ikilem
    terrible din : korkunç gürültü
    terrible disappointment : korkunç/müthiş hayal kırıklığı
    terrible disaster : korkunç felaket
    terrible disservice : korkunç zarar
    terrible dream : korkunç rüya
    terrible drought : korkunç kuraklık
    terrible face : berbat/ çok kötü yüz
    terrible fall : korkunç düşüş /kaza
    terrible famine : korkunç kıtlık
    terrible fate : korkunç kader
    terrible fear : büyük/müthiş korku
    terrible feeling : berbat / kötü his
    terrible fight : korkunç çekişme
    terrible force : büyük/feci güç/şiddet
    terrible fright : müthiş korku
    terrible fuss : feci / müthiş telaş/yaygara
    terrible gash : berbat (ciltte) kesik
    terrible guilt : korkunç/ berbat suçluluk (hissi)
    terrible habit : kötü/berbat alışkanlık
    terrible handwriting : berbat/karmakarışık el yazısı
    terrible headache : feci/şiddetli baş ağrısı
    terrible heat : müthiş ısı
    terrible hurry : feci/çok acele
    terrible illness : korkunç/şiddetli hastalık
    terrible incident : korkunç olay
    terrible indictment : korkunç suçlama / itham
    terrible injury : korkunç yaralanma/ sakatlık
    terrible injustice : korkunç/ büyük adaletsizlik
    terrible insult : korkunç hakaret/aşağılama
    terrible job : berbat iş
    terrible journey : berbat yolculuk
    terrible liar : feci/büyük yalancı
    terrible loneliness : korkunç yalnızlık
    terrible longing : müthiş özlem
    terrible loss : korkunç kayıp (ölüm)
    terrible luck : kötü şans
    terrible massacre : korkunç katliam
    terrible memory : berbat hafıza
    terrible mess : berbat dağınıklık/ karışıklık
    terrible mistake : dehşet verici hata
    terrible misunderstanding : korkunç/ büyük yanlış anlama
    terrible mood : korkunç/ kötü ruh hali
    terrible murder : korkunç/ dehşet verici cinayet
    terrible news : korkunç haber
    terrible nightmare : korkunç /dehşet verici kâbus
    terrible noise : korkunç/ berbat gürültü
    terrible odds : korkunç olasılık
    terrible ordeal : korkunç bela
    terrible pain : korkunç/şiddetli acı / ağrı
    terrible place : korkunç/ berbat yer
    terrible power : müthiş güç
    terrible precedent : çok kötü emsal
    terrible predicament : korkunç kötü durum / çıkmaz
    terrible problem : korkunç sorun
    terrible racket : korkunç gürültü
    terrible rage : korkunç öfke
    terrible realization : korkunç farkına varma
    terrible reputation : müthiş itibar/ün
    terrible retribution : korkunç ceza/ cezalandırma
    terrible risk : korkunç/ büyük risk/ tehlike
    terrible roar : korkunç kükreme / gürleme
    terrible row : berbat/ kötü tartışma
    terrible saga : üzücü destan
    terrible scare : ana korku
    terrible scene : dehşet verici olay/ rezalet
    terrible scream : korkunç çığlık
    terrible secret : dehşet verici sır
    terrible service : korkunç/ feci hizmet
    terrible shadow : dehşet verici gölge
    terrible shame : korkunç utanç (verici şey)/ yüz karası
    terrible shape : korkunç/kötü durum
    terrible shock : korkunç şok
    terrible sight : korkunç görüntü
    terrible situation : korkunç durum
    terrible slaughter : korkunç/ vahşi katliam
    terrible smell : korkunç koku
    terrible sorrow : korkunç/ derin üzüntü
    terrible state : korkunç/ kötü durum
    terrible stench : korkunç kötü koku
    terrible storm : korkunç fırtına
    terrible story : korkunç hikaye
    terrible strain : feci zorlama
    terrible suffering : korkunç acı
    terrible suspicion : korkunç şüphe
    terrible tale : korkunç masal
    terrible taste : korkunç zevk / damak tadı
    terrible temper : korkunç öfke/ huy /yaradılış
    terrible thing : korkunç şey
    terrible thirst : korkunç susuzluk
    terrible thought : korkunç/kötü düşünce
    terrible threat : korkunç tehdit
    terrible time : korkunç zaman
    terrible toll : korkunç ölü (sayısı) / zarar (miktarı)
    terrible traffic : korkunç trafik
    terrible tragedy : korkunç trajedi/ facia
    terrible trouble : korkunç/ çok büyük sorun
    terrible truth : korkunç gerçek
    terrible vengeance : korkunç intikam
    terrible waste : korkunç israf/ kayıp
    terrible weather : feci/ berbat hava
    terrible winter : korkunç kış
    terrible wrong : korkunç/büyük yanlış
    be terrible : korkunç olmak
    feel terrible : kötü /berbat hissetmek
    look terrible : korkunç görünmek
    seem terrible : korkunç gibi görünmek
    sound terrible : korkunç gibi gelmek
    Daha az gör