Yükleniyor...
remzihoca online dersler

Vessel ne demek?

Vessel ne demek? Vessel ne anlama gelir? Vessel İngilizce örnek cümle. Vessel eş anlamlıları.

    vessel (n)

    gemi

    tekne

    Vessel (n) ingilizce örnek cümle

    The architecture of the boat was supposed to make the vessel unsinkable.

    Teknenin mimarisinin gemiyi batmaz hale getirmesi gerekiyordu.

    The harbour was crowded with vessels of every description.

    Liman her çeşit gemilerle doluydu.

    damar

    Vessel (n) ingilizce örnek cümle

    When serotonin levels fall, the blood vessels swell.

    Serotonin seviyeleri düştüğünde, kan damarları şişer.

    Tumours need blood vessels in order to grow and survive.

    Tümörler büyümek ve hayatta kalmak için kan damarlarına ihtiyaç duyarlar.

    A blood vessel burst inside his brain.

    Beyninde bir kan damarı patladı.

    kap

    kazan, güğüm, tank, tas, küp

    Vessel (n) ingilizce örnek cümle

    Th Mayans lefts behind huge clay vessels that were used for collecting water.

    Mayalar ardında su toplamak için kullanılan büyük kil kaplar bıraktılar.

    The Romans decorated glass vessels using enameling techniques.

    Romalılar emaye teknikleri kullanarak cam kapları süslemişlerdir.

    Vessel (n) Eş anlamlıları

    Bu kelimeler, çeşitli deniz taşıtlarına verilen adlardır.
    ship (n) : gemi
    boat (n) : tekne
    vessel (n) : gemi, damar, kap
    yacht (n) : yat
    ferry (n) : arabalı vapur
    submarine (n) : denizaltı
    raft (n) : sal, sal, şişme bot, çok
    cruiser (n) : krüvazör, yat


    Vessel (n) Collocations

    vessel may berth : gemi limana girebilir
    vessel may carry : gemi taşıyabilir
    vessel may enter : gemi girebilir
    vessel may leave : gemi ayrılabilir
    vessel may sail : gemi yelken açabilir
    56 Örnek daha
    vessel may sink : gemi batabilir
    anchor a vessel : gemiyi demirlemek
    attack a vessel : gemiye saldırmak
    board a vessel : gemiye binmek
    charter a vessel : gemi kiralamak
    intercept a vessel : geminin yolunu kesmek
    moor a vessel : gemiyi demirlemek
    operate a vessel : gemiyi kullanmak / sürmek
    seize a vessel : gemiyi ele geçirmek
    sink a vessel : bir gemiyi batırmak
    steer a vessel : gemiyi yönlendirmek
    merchant vessel : ticaret gemisi
    commercial vessel : ticari gemi
    high-speed vessel : yüksek hızlı gemi
    naval vessel : donanma gemisi
    seaworthy vessel : denize açılabilir gemi
    stranded vessel : karaya oturmuş gemi
    foreign vessel : yabancı gemi
    blood vessel : kan damarı
    abandon vessel : gemiyi terk etmek
    rescue vessel : kurtarma gemisi
    steam vessel : buharlı gemi
    fishing vessel : balıkçı gemisi
    cargo vessel : kargo gemisi
    escort vessel : eskort gemisi
    patrol vessel : devriye gemisi
    supply vessel : tedarik gemisi
    support vessel : destek gemisi
    transport vessel : nakliye gemisi
    passenger vessel : yolcu gemisi
    research vessel : araştırma gemisi
    enemy vessel : düşman gemisi
    berth a vessel : gemiyi demirlemek
    vessel may be afloat : gemi yüzebilir
    vessel may be bound for sth : gemi bir yöne doğru gidebilir
    vessel may go aground : gemi karaya oturabilir
    vessel may run aground : gemi karaya oturabilir
    burst blood vessel : çatlamış kan damarı
    broken blood vessel : kesik kan damarı
    major blood vessel : majör kan damarı
    block blood vessel : kan damarını tıkamak
    constrict blood vessel : kan damarını daraltmak
    burst blood vessel : kan damarını çatlatmak
    enlarge blood vessel : kan damarını genişletmek
    dilate blood vessel : kan damarını genişletmek
    blood vessel may carry : kan damarı taşıyabilir
    blood vessel may supply : kan damarı tedarik edebilir
    blood vessel may burst : kan damarı patlayabilir
    blood vessel may dilate : kan damarı genişleyebilir
    blood vessel may enlarge : kan damarı genişleyebilir
    blood vessel may contract : kan damarı daralabilir
    damage blood vessel : kan damarına zarar vermek
    empty vessel : boş kap
    glass vessel : cam kap
    pottery vessel : küp
    fill vessel : kabı doldurmak
    Daha az gör

    Vessel (n) Preposition Kullanımları

    aboard a vessel : gemide
    on a vessel : gemide
    on board a vessel : gemide