Yükleniyor...
remzihoca online dersler

Bore ne demek?

Bore ne demek? Bore ne anlama gelir? Bore İngilizce örnek cümle. Bore eş anlamlıları.

    bore (v)

    bıkkınlık vermek

    sıkmak

    delik açmak

    Bore (n) Collocations

    insect may bore : böcek delik açabilir
    bore hole : delik delmek
    bore tunnel : tünel inşa etmek
    bear (v)

    tahammül etmek

    katlanmak, dayanmak, çekmek

    Bore (v) ingilizce örnek cümle

    How can you bear such a humiliation?

    Böyle bir aşağılanmaya nasıl katlanabilirsin?

    He couldn't bear the thought of leaving her.

    Ondan ayrılma düşüncesine dayanamıyordu.

    taşımak

    Bore (v) ingilizce örnek cümle

    The ice on the lake couldn't bear his weight.

    Göldeki buz ağırlığını kaldıramadı.

    One should bear in mind that time is money.

    Kişi zamanın para olduğunu zihninde tutmalıdır.

    The ice is so thin that it won't bear your weight.

    Buz o kadar incedir ki kilonuzu taşımaz.

    doğurmak

    dünyaya getirmek

    Bore (v) ingilizce örnek cümle

    She had borne three children in the first five years of her marriage.

    Evliliğinin ilk beş yılında üç çocuk doğurmuştu.

    Bore (v) Eş anlamlıları

    Bu kelimeler; tahammül etmek, dayanmak anlamında kullanılabilir.
    bear (v) : tahammül etmek, taşımak, doğurmak
    put up with (pv) : katlanmak
    tolerate (v) : katlanmak
    stomach (v) : tahammül etmek
    swallow (v) : yutmak, kabullenmek
    endure (v) : dayanmak
    reconcile oneself to (pv) : kabullenmek
    abide (v) : katlanmak, ikamet etmek


    Bore (n) Collocations

    banner may bear sth : afiş / pankart bir şeyi içerebilir
    interest may bear : ilgi katlanabilir
    market may bear : piyasa düşebilir
    sign may bear : işaret belirebilir
    tree may bear : ağaç verebilir
    60 Örnek daha
    bear animosity : düşmanlık hissetmek
    bear arms : asker olmak
    bear blame : suçlanmak
    bear bloom : çiçeklenmek
    bear blossom : çiçek açmak
    bear brunt : kabak başına patlamak
    bear burden : yükünü taşımak
    bear a child : çocuk doğurmak
    bear comparison : karşılartırmaya değmek
    bear consequence : sonucuna katlanmak
    bear cost : maliyete katlanmak
    bear crop : ürün yetiştirmek
    bear daughter : kız dünyaya getirmek
    bear expense : masrafını karşılamak
    bear flower : çiçek yetiştirmek
    bear fruit : meyve vermek
    bear gift : hediye almak/getirmek
    bear grudge : düşmanlık beslemek
    bear guilt : suçluluk hissetmek
    bear hardship : zorluk yaşamak
    bear illness : hastalığa dayanmak
    bear image : resim taşımak
    bear impression : damga taşımak
    bear imprint : damga taşımak
    bear initial : baş harf taşımak
    bear inscription : yazı taşımak
    bear label : etiket bulundurmak
    bear likeness : benzerlik taşımak
    bear load : yükü taşımak
    bear logo : logo taşımak
    bear malice : kötülük taşımak
    bear mark : işaret taşımak
    bear meaning : anlam taşımak
    bear name : ismini taşımak
    bear pain : ağrıya dayanmak
    bear relation : ilişkisi olmak
    bear relationship : ilişkisi olmak
    bear relevance : uyumluluk/geçerlilik taşımak
    bear resemblance : benzerlik göstermek
    bear responsibility : Sorumluluk almak
    bear risk : risk almak
    bear scar : iz taşımak
    bear scrutiny : incelemeyi taşımak
    bear sign : işaret taşımak
    bear signature : imza taşımak
    bear similarity : benzerlik taşımak
    bear slogan : slogan taşımak
    bear son : karnında oğlan taşımak
    bear stamp : iz taşımak
    bear stigma : iz taşımak
    bear stress : strese dayanmak
    bear surname : soyadı taşımak
    bear symbol : simge taşımak
    bear testament : vasiyeti olmak
    bear testimony : tanıklık etmek
    bear title : başlık taşımak
    bear trace : izini taşımak
    bear tray : tepsi taşımak
    bear weight : ağırlığı taşımak
    bear witness : tanıklık etmek
    Daha az gör
    bore (n)

    sıkıcı kimse

    sıkıcı durum

    sondaj deliği

    Bore (n) Collocations

    awful bore : oldukça sıkıcı tip
    terrible bore : korkunç can sıkıcı şey/ sıkıntı
    bore hole : sondaj deliği