Yükleniyor...
Broke [Adj] İngilizce örnek cümle - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Broke (Adj) ne demek?

Broke (Adj) ne anlama gelir? Broke ne demektir? Broke İngilizce örnek cümle.

    break (v)

    kırmak

    bozmak, ayrılmak, parçalanmak

    Broke (v) ingilizce örnek cümle

    The little girl was guilty of breaking the vase but wouldn’t admit it.

    Küçük kız vazoyu kırmakla suçluydu ama kabul etmedi.

    bozmak

    (kural) yıkmak

    ara vermek

    mola vermek, teneffüs yapmak

    Broke (v) Eş anlamlıları

    Bu kelimeler; bir şeyi kırmak, çatlatmak, bölmek anlamında kullanılabilir.
    break (v) : kırmak, bozmak, ara vermek
    crack (v) : çatlamak
    fracture (v) : çatlamak, (topluluk, grup) bölmek
    snap (v) : aniden kopmak, terslemek, kendini tutamamak, fotoğraf çekmek, kapmak


    Broke (adj) Collocations

    cloud may break : bulut dağılabilir
    dam may break : baraj yıkılabilir
    dawn may break : şafak sökebilir
    day may break : gün ağarabilir
    daylight may break : gün ağarabilir
    157 Örnek daha
    egg may break : yumurta kırılabilir
    elastic may break : elastik şey kırılabilir
    glass may break : cam kırılabilir
    heart may break : kalp kırılabilir
    nail may break : tırnak kırılabilir
    nerve may break : sinir kopabilir
    news may break : haber sunulabilir
    scandal may break : skandal patlamak
    spring may break : bahar tatili olabilir
    stem may break : kol kırılabilir
    storm may break : fırtına kopabilir
    story may break : haber patlatabilir
    string may break : dizgiyi bitirebilir
    surf may break : sörf yapılabilir
    swell may break : dalga dönebilir
    twig may break : dal kırılabilir
    voice may break : ses kesilebilir
    wave may break : dalga kırılabilir
    weather may break : hava bozulabilir
    window may break : pencere kırılabilir
    zip may break : fermuar bozulabilir
    break agreement : anlaşmayı ihlal etmek
    break ankle : ayak bileğini kırmak
    break arm : kolunu kırmak
    break back : omurgayı kırmak
    break barrier : engeli kırmak
    break blockade : blokajı kırmak
    break bond : arkadaşlığı kopmak
    break a bone : kemik kırmak
    break camp : kampı bozmak
    break ceasefire : ateşkesi bozmak
    break ceiling : (ücret) tavana uymamak
    break chain : zinciri kırmak
    break chocolate : çikolatayı kırmak
    break circuit : devreyi kırmak
    break code : kodu kırmak
    break concentration : konsantrasyonu bozmak
    break confidence : güveni kırmak
    break confidentiality : gizliliği bozmak
    break connection : bağlantıyı kesmek
    break consensus : fikir birliğini bozmak
    break continuity : sürekliliği kırmak
    break contract : sözleşmeyi bozmak
    break convention : sözleşmeyi bozmak
    break cover : kalkanı kırmak
    break a curfew : sokağa çıkma yasağını delmek
    break curse : beddua etmek
    break cycle : döngüyü kırmak
    break date : randevuyu iptal etmek
    break deadlock : çözümsüzlüğü sonlandırmak
    break drought : kuraklığı bitirmek
    break egg : yumurtayı kırmak
    break embargo : ambargoyu bozmak
    break engagement : anlaşmayı bozmak
    break faith : inancı kırmak
    break fall : düşüşü hafifletmek
    break fast : oruç bozmak
    break finger : parmağı kırmak
    break fingernail : tırnağı kırmak
    break flow : akışı durdurmak
    break glass : camı kırmak
    break habit : alışkanlıktan kurtulmak
    break heart : kalp kırmak
    break hip : kalçayı kırmak
    break hold : etkisini kırmak
    break hole : deliği patlatmak/kırmak
    break huddle : arayı kırmak (Amerikan futbolu)
    break illusion : illüzyonu yıkılmak
    break impasse : kördüğüm kırmak
    break jaw : çenesini kırmak
    break a journey : mola vermek
    break law : kanunu çiğnemek
    break lease : sözleşmeyi çiğnemek
    break leg : bacağı kırmak
    break limit : sınırı aşmak
    break link : bağlantıyı kesmek
    break lock : kilidi kırmak
    break mark : seviyeyi aşmak
    break mirror : aynayı kırmak
    break monopoly : tekeli bozmak
    break mood : moral bozmak
    break mould : geleneği bozmak/yıkmak
    break nail : tırnağı kırmak
    break neck : boynu kırmak
    break news : haber vermek
    break nose : burnu kırmak
    break an oath : yeminden dönmek
    break pact : anlaşmayı bozmak
    break pane : bölmeyi/levhayı kırmak
    break parole : şartlı tahliyeyi ihlal etmek
    break pelvis : pelvisi kırmak
    break pledge : sözünü tutmamak
    break precedent : teamüle uymamak
    break a promise : bir sözü tutmamak
    break quiet : sessizliği bozmak
    break record : rekor kırmak
    break regulation : düzenlemeyi bozmak
    break resistance : direnci kırmak
    break rhythm : ritmi bozmak
    break rib : kaburgası kırılmak
    break routine : rutini kırmak
    break a rule : kuralı çiğnemek
    break sabbath : sebt gününü ihlal etmek
    break seal : mührü kırmak
    break shoelace : ayakkabı bağı kopmak
    break siege : kuşatmayı kırmak
    break silence : sessizliği bozmak
    break skin : cildi bozulmak
    break skyline : manzarası bölünmek
    break speed limit : hız sınırını geçmek
    break spell : büyüyü bozmak
    break spine : omurgayı kırmak
    break spirit : cesareti kırılmak
    break spring : tatil yapmak
    break stalemate : çıkmazdan kurtulmak
    break stem : sapı kırılmak
    break stereotype : klişeyi bozmak
    break stillness : sessizliği bozmak
    break stone : taş kırmak
    break story : haberi patlatmak
    break streak : çizgiyi kırmak
    break stride : tempoyu kaçırmak
    break strike : grevi dağıtmak
    break string : dizgiyi kırmak
    break surface : yüzeyi kırmak
    break suspense : belirsizliği bozmak
    break symmetry : simetriyi bozmak
    break taboo : tabuları yıkmak
    break tackle : (topu) ayağından almak
    break tension : gerginliği kırmak
    break tie : eşitliği bozmak
    break toe : ayak parmağını kırmak
    break tooth : diş kırmak
    break tradition : geleneği çiğnemek
    break train : zincirini bozmak
    break trance : transı bozmak
    break treaty : anlaşmayı bozmak
    break truce : ateşkesi bozmak
    break trust : güveni kırmak
    break twig : dal kırmak
    break vase : vazo kırmak
    break vow : yemini bozmak
    break will : vasiyeti ihlal etmek
    break window : pencereyi kırmak
    break windscreen : ön camı kırmak
    break word : sözü tutmamak
    break wrist : bilek kırmak
    break abruptly : aniden kırmak
    break apart : (parçalara) ayrılmak
    break completely : tamamen kırmak
    break easily : kolayca kırmak
    break free : serbest kalmak
    break into small pieces : parçalara ayrılmak | tuzla buz olmak
    break into parts : parçalarına ayırmak
    break into fragments : parçalarını ayırmak
    break bone : kemik kırmak
    break into pieces : parçalarına ayırmak
    Daha az gör
    broke (adj)

    meteliksiz

    parasız, iflas etmiş

    Broke (adj) Collocations

    completely broke : tamamen meteliksiz
    stone broke : meteliksiz, çulsuz
    go broke : parasız kalmak