Yükleniyor...
Current [Adj] İngilizce örnek cümle - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Current (Adj) ne demek?

Current (Adj) ne anlama gelir? Current ne demektir? Current İngilizce örnek cümle.

    current (n)

    akım

    akıntı, cereyan

    Current (n) ingilizce örnek cümle

    Birds use warm air currents to help them fly.

    Kuşlar, uçmalarına yardımcı olmak için sıcak hava akımlarını kullanırlar.

    The current of the river is fast flowing and dangerous.

    Nehrin akımı hızlı akıyor ve tehlikelidir.

    Each party represents a distinct current of thought.

    Her parti ayrı bir düşünce akımını temsil eder.

    Current (adj) Collocations

    current may carry : akım taşıyabilir
    current may flow : akım akabilir
    current may sweep : akım süpürebilir
    carry current : akıntıyla taşınmak
    alternating current : alternatif akım
    6 Örnek daha
    dangerous current : tehlikeli akım
    prevailing current : geçerli akım
    strong current : güçlü akıntı
    electric current : elektrik akımı
    electrical current : elektrik akımı
    ocean current : okyanus akıntısı
    Daha az gör

    Current (adj) Preposition Kullanımları

    against a/the current : akıma karşı
    in a/the current : akımda
    with a/the current : akım ile
    current (adj)

    güncel

    mevcut, şu anki

    Current (adj) ingilizce örnek cümle

    Their price is considerably higher than the current market price.

    Onların fiyatı mevcut piyasa fiyatından oldukça yüksektir.

    The governor is capable of handling the current difficulties.

    Vali mevcut zorluklarla başa çıkabilir.

    Current (adj) Eş anlamlıları

    Bu kelimeler, şu anda gerçekleşen şeyleri anlatmak için kullanılabilir.
    present (adj) : şimdiki, mevcut
    current (adj) : güncel
    modern (adj) : çağdaş
    contemporary (adj) : çağdaş
    present-day (adj) : bugünkü
    modern-day (adj) : modern zaman


    Current (adj) Collocations

    current chief executive : şu anki yöentici
    current climate : mevcut durum
    current crisis : mevcut kriz
    current demand : güncel/şu anki talep
    current employer : şu anki işveren
    24 Örnek daha
    current estimate : mevcut tahmin
    current event : güncel olay
    current form : mevcut biçim
    current generation : şu anki nesil
    current government : mevcut hükümet
    current inhabitant : mevcut/şu anki oturan/ yerleşik halk
    current issue : güncel konu
    current jargon : mevcut jargon
    current job : mevcut iş
    current phase : mevcut aşama
    current popularity : mevcut / şu anki popülarite/rağbet
    current president : mevcut başkan
    current requirement : mevcut gereksinim
    current research : mevcut araştırma
    current residence : şu anki ikamet/konut
    current situation : mevcut durum
    current status : geçerli durum
    current study : güncel araştırma
    current technology : mevcut teknoloji
    current trend : günümüz eğilimi
    current turmoil : mevcut kargaşa
    current usage : güncel kullanım
    current view : mevcut görüş
    current policy : mevcut politika
    Daha az gör