Yükleniyor...
Done [Adj] İngilizce örnek cümle - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Done (Adj) ne demek?

Done (Adj) ne anlama gelir? Done ne demektir? Done İngilizce örnek cümle.

    do (v)

    yapmak

    etmek, icra etmek

    Done (v) Eş anlamlıları

    Bu kelimeler; bir işi yapmak, yerine getirmek, uygulamak anlamında kullanılabilir.
    do (v) : yapmak
    conduct (v) : yapmak, iletmek (elektrik, ısı), yönetmek (orkestra vb.)
    carry out (pv) : yapmak
    perform (v) : uygulamak, gösteri yapmak
    implement (v) : uygulamaya koymak
    practise (v) : alıştırma yapmak
    undertake (v) : üstlenmek, söz vermek


    Done (adj) Collocations

    do abortion : kürtaj yapmak
    do activity : faaliyet yapmak
    do addition : ek yapmak
    do alteration : değişiklik yapmak
    do assessment : değerlendirme yapmak
    57 Örnek daha
    do assignment : görev yapmak
    do battle : çarpışmak/savaşmak
    do business : iş yapmak
    do calculation : hesaplama yapmak
    do check : kontrol etmek
    do commercial : reklam yapmak
    do composition : kompozisyon oluşturmak
    do damage : zarar vermek
    do drawing : çizim yapmak
    do episode : bölüm yapmak
    do exercise : egzersiz yapmak
    do experiment : deney yapmak
    do feature : (özel bir konuyla alakalı) makale veya yazı hazırlamak
    do fieldwork : saha çalışması yapmak
    do filling : dolgu yapmak
    do good : işe yaramak
    do groundwork : ön hazırlık yapmak, zemin hazırlamak
    do harm : zarar vermek
    do homework : ödev yapmak
    do introduction : giriş yapmak
    do jigsaw : yapboz yapmak
    do a job : iş yapmak
    do judo : judo yapmak
    do laundry : çamaşır yıkamak
    do lunch : öğle yemeği yemek
    do make-up : makyaj yapmak
    do oneself a mischief : kendine zarar vermek
    do overtime : fazla mesai yapmak
    do part : üzerine düşeni yapmak
    do reading : okuma yapmak
    do rehearsal : prova yapmak
    do research : araştırma yapmak
    do shopping : alış veriş yapmak
    do shorthand : kısaltma yapmak
    do sport : spor yapmak
    do stretch : streç yapmak
    do sums : hesap yapmak
    do surgery : ameliyat etmek
    do surveillance : gözetleme yapmak
    do task : görev yapmak
    do thesis : tez hazırlamak
    do track and field : atletizm yapmak
    do trade : takas yapmak
    do trick : kandırmak
    do washing : çamaşır yıkamak
    do washing-up : bulaşık yıkamak
    do work : iş yapmak
    do yoga : yoga yapmak
    do sth exceptional : bir şeyi istisna kılmak
    do one's bit : üzerine düşeni yapmak
    do absolutely anything : elinden geleni yapmak / her yola başvurmak
    do backstroke : sırt üstü yüzmek
    do a bad job : kötü iş çıkarmak
    do a good job : iyi iş çıkarmak
    do a good turn : iyilik yapmak
    do a bad turn : kötülük yapmak
    do your bit : üzerine düşeni yapmak
    Daha az gör
    done (adj)

    halledilmiş

    yapılmış, tamamlanmış

    pişmiş