Yükleniyor...
Hard [Adj] İngilizce örnek cümle - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Hard (Adj) ne demek?

Hard (Adj) ne anlama gelir? Hard ne demektir? Hard İngilizce örnek cümle.

    hard (adv)

    büyük gayretle

    aşırı ölçüde, şiddetle, sıkı

    Hard (adj) Collocations

    bang hard : sertçe vurmak|çarpmak
    bargain hard : pazarlık etmek
    campaign hard : sıkı bir şekilde kampanya yapmak
    focus hard : odaklanmak
    hit hard : derinden etkilemek
    6 Örnek daha
    rain hard : sağanak yağmur yağmak
    struggle hard : zor mücadele
    study hard : çok (ders) çalışmak
    think hard : çokça düşünmek
    try hard : çok çalışmak
    work hard : çok çalışmak
    Daha az gör
    hard (adj)

    katı

    sert

    Hard (adj) ingilizce örnek cümle

    Walnuts have very hard shells.

    Cevizlerin çok sert kabukları vardır.

    zor

    anlaşılması güç, zahmetli, yorucu

    Hard (adj) ingilizce örnek cümle

    Don't ask me such a hard question.

    Bana bu kadar zor bir soru sorma.

    It is generally hard to adapt to living in a foreign culture.

    Yabancı bir kültürde yaşama uyum sağlamak genellikle zordur.

    He went through a very hard time.

    Çok zor zamanlar geçirdi.

    sıkı (çalışmak vs)

    çok

    Hard (adj) ingilizce örnek cümle

    It is through hard work that he succeeded, not through good luck.

    Başarılı olması sıkı çalışmasıyla olmuştur, şansıyla değil.

    Hard (adj) Eş anlamlıları

    Bu kelimeler, zor olan şeyleri anlatmak için kullanılabilir.
    difficult (adj) : zor
    hard (adj) : katı, zor, sıkı (çalışmak vs)
    challenging (adj) : zorlayıcı
    demanding (adj) : çaba gerektiren
    taxing (adj) : zorlayıcı
    testing (adj) : zorlayıcı


    Hard (adj) Collocations

    slightly hard : biraz sert
    extremely hard : son derece katı/sert
    hard choice : zor seçim
    hard core : çekirdek
    hard decision : zor karar
    23 Örnek daha
    hard disk : hard disk
    hard drive : hard disk
    hard effort : yoğun çaba
    hard evidence : kesin delil
    hard fact : inkar edilemez gerçek
    hard fighting : sıkı dövüş
    hard ground : sağlam zemin
    hard jab : sert dürtme
    hard job : zor iş
    hard journey : zor yolculuk
    hard labour : ağır iş
    hard stone : sert taş
    hard struggle : zorlu mücadele
    hard task : zor görev
    hard time : zor zaman
    hard way : zor yol
    hard week : zorlu hafta
    hard work : sıkı çalışma
    become hard : zorlaşmak
    find sth hard : bir şeyi zor bulmak
    make sth hard : bir şeyi sertleştirmek| zorlaştırmak
    hard covering : sert kaplama
    hard water : sert su
    Daha az gör