Yükleniyor...
remzihoca online dersler

Lead To ne demek?

Lead To ne demek? Lead To ne anlama gelir? Lead To İngilizce örnek cümle. Lead To eş anlamlıları.

    lead to (pv)

    yol açmak

    neden olmak, sebep olmak, beraberinde getirmek

    Lead to (pv) ingilizce örnek cümle

    High sugar levels can even lead to coma.

    Yüksek şeker seviyeleri komaya bile yol açabilir.

    Our modern life style has led to dirtier air over the years.

    Modern yaşam tarzımız yıllar içinde daha kirli havalara yol açmıştır.

    Overeating red meat can lead to kidney damage.

    Aşırı kırmızı et yemek böbrek hasarına neden olabilir.

    A chain of events led to the outbreak of the war.

    Bir olaylar zinciri savaşın patlak vermesine neden oldu.

    Reckless driving will lead to an accident.

    Dikkatsiz sürüş bir kazaya neden olacaktır.

    The slightest mistake may lead to a fatal disaster.

    En ufak bir hata ölümcül bir felakete yol açabilir.

    Excessive supply leads to a drop in prices.

    Aşırı arz, fiyatlarda düşüşe yol açar.

    Lead to (pv) Eş anlamlıları

    Bu kelimeler; sebep olmak, neden olmak, yol açmak anlamında kullanılabilir.
    cause (v) : sebep olmak
    lead to (pv) : yol açmak
    bring about (pv) : sebep olmak
    result in (pv) : ... ile sonuçlanmak
    induce (v) : sebep olmak, ikna etmek
    give rise to (pv) : sebep olmak


    Lead to (pv) Collocations

    lead to accumulation : birikime yol açmak
    lead to acquittal : beraate sebep olmak/götürmek
    lead to addiction : bağımlılığa yol açmak
    lead to allegation : iddiaya yol açmak
    lead to ambiguity : belirsizliğe yol açmak
    115 Örnek daha
    lead to anarchy : anarşiye neden olmak
    lead to antagonism : gerginliğe/karşıtlığa yol açmak
    lead to anxiety : kaygıya yol açmak
    lead to apathy : ilgisizliğe/duygusuzluğa yol açmak
    lead to arrest : tutuklamaya sebep olmak
    lead to bloodshed : kan dökülmesine yol açmak
    lead to boom : artışa yol açmak
    lead to breach : (arkadaşlık vb.)bozulmaya sebep olmak
    lead to breakdown : bozulmaya/başarısızlığa sebep olmak
    lead to breakup : ayrılmaya/bozulmaya yol açmak
    lead to build-up : artmaya sebep olmak
    lead to capture : yakalamaya yol açmak
    lead to a catastrophe : felakete yol açmak
    lead to chaos : kaosa/kargaşaya neden olmak
    lead to clash : çatışmaya yol açmak
    lead to collapse : çökmeye/düşüşe yol açmak
    lead to conflict : çatışmaya yol açmak
    lead to confrontation : tartışmaya yol açmak
    lead to confusion : karışıklığa yol açmak
    lead to congestion : tıkanıklığa yol açmak
    lead to consequence : sonuca sebep olmak
    lead to conviction : mahkûmiyete yol açmak
    lead to creation : yaratmaya/oluşuma yol açmak
    lead to crisis : krize yol açmak
    lead to death : ölüme yol açmak
    lead to decline : düşüşe/azalmaya neden olmak
    lead to decrease : azalmaya sebep olmak
    lead to defeat : yenilgiye yol açmak
    lead to delay : gecikmeye yol açmak
    lead to demise : ölüme yol açımak
    lead to depletion : tükenmeye/azalmaya yol açmak
    lead to depression : depresyona yol açmak
    lead to destruction : yıkıma yol açmak
    lead to deterioration : bozulmaya/kötüleşmeye yol açmak
    lead to diploma : diplomaya yol açmak/götürmek
    lead to disagreement : anlaşmazlığa yol açmak
    lead to disappearance : gözden kaybolmaya yol açmak
    lead to disaster : felakete yol açmak
    lead to discontent : hoşnutsuzluğa yol açmak
    lead to discovery : keşfe yol açmak
    lead to disintegration : parçalanmaya/ayrılmaya yol açmak
    lead to dismissal : işten çıkarılmaya/kovulmaya sebep olmak
    lead to disorder : kargaşaya / karışıklığa yol açmak
    lead to dispute : anlaşmazlığa/tartışmaya yol açmak
    lead to dissatisfaction : memnuniyetsizliğe yol açmak
    lead to distortion : bozulmaya/değişikliğe yol açmak
    lead to disturbance : rahatsızlığa sebep olmak
    lead to downfall : düşüşe/çöküşe neden olmak
    lead to drop : düşüşe yol açmak
    lead to emergence : ortaya çıkmasına sebep olmak
    lead to erosion : erozyona neden olmak
    lead to escalation : yükselişe/yükselmeye/artışa yol açmak
    lead to establishment : kurulmasına sebep olmak
    lead to exhaustion : tükenmeye yol açmak
    lead to expulsion : ihraç edilmeye/kovulmaya sebep olmak
    lead to extinction : yok olmaya yol açmak
    lead to failure : başarısızlığa yol açmak
    lead to fall : düşmeye yol açmak
    lead to fine : para cezasına sebep olmak
    lead to formation : oluşumuna sebep olmak
    lead to friction : sürtüşmeye/uyuşmazlığa yol açmak
    lead to frustration : hayal kırıklığına/gerilime yol açmak
    lead to hall : girişe/salona gitmek/götürmek
    lead to improvement : iyileşmeye/gelişmeye yol açmak
    lead to inconsistency : tutarsızlığa yol açmak
    lead to increase : artışa yol açmak
    lead to inefficiency : verimsizliğe yol açmak
    lead to inequality : eşitsizliğe yol açmak
    lead to infertility : kısırlığa yol açmak
    lead to integration : bütünleşmeye/birleşmeye sebep olmak
    lead to irritation : tahrişe/iritasyona yol açmak
    lead to misconception : yanlış anlamaya sebep olmak
    lead to misunderstanding : yanlış anlaşılmaya sebep olmak
    lead to outbreak : patlak vermeye yol açmak
    lead to overthrow : hükümeti devirmeye yol açmak
    lead to prosecution : kovuşturmaya yol açmak
    lead to protest : protestoya sebep olmak
    lead to reappraisal : yeniden değerlendirmeye sebep olmak
    lead to reduction : azalmaya/azaltmaya yol açmak
    lead to redundancy : fazlalığa yol açmak
    lead to reliance : birine/bir şeye bağlılığa/güvene sebep olmak
    lead to resentment : kırılmaya yol açmak
    lead to resignation : istifaya yol açmak
    lead to reversal : geri dönüşe yol açmak
    lead to revision : tekrar gözden geçirmeye yol açmak
    lead to revival : canlanmaya sebep olmak
    lead to rift : anlaşmazlığa/çatlağa sebep olmak
    lead to ruin : enkaza/tahribe sebep olmak
    lead to shake-up : yeniden oluşturmaya sebep olmak
    lead to shift : değişikliğe sebep olmak
    lead to shortage : kıtlığa yol açmak
    lead to situation : duruma yol açmak
    lead to speculation : spekülasyona/tahmin yürütmeye sebep olmak
    lead to split : ayrılmaya/bölünmeye sebep olmak
    lead to stagnation : durgunluğa yol açmak
    lead to success : başarıya sebep olmak/başarı ile sonuçlanmak
    lead to transformation : değişime yol açmak
    lead to trouble : soruna sebep olmak/dert açmak
    lead to uncertainty : belirsizliğe yol açmak
    lead to understanding : anlayışa/birbirini anlamaya/uyuşmaya yol açmak
    lead to unhappiness : mutsuzluğa yol açmak
    alley may lead to : sokak arası -e gidebilir/ götürebilir
    corridor may lead to : koridor -e gidebilir/götürebilir
    door may lead to : kapı -e gidebilir/götürebilir
    finding may lead to : bulgu yol açabilir
    gate may lead to : kapı götürebilir/ yol açabilir
    hallway may lead to : koridor götürebilir/-e gidebilir
    impulse may lead to : itici güç yol açabilir
    incident may lead to : olay yol açabilir
    information may lead to : bilgi yol açabilir/götürebilir/beraberinde getirebilir
    link may lead to : bağlantı yol açabilir
    mutation may lead to : mutasyon/değişim yol açabilir
    path may lead to : yol, götürebilir/-e gidebilir
    reasoning may lead to : mantık yol açabilir
    shortage may lead to : kıtlık yol açabilir
    Daha az gör

    Lead to ile Bağlantılı Kelimeler