Yükleniyor...
Cause [Conj] İngilizce örnek cümle - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Cause (Conj) ne demek?

Cause (Conj) ne anlama gelir? Cause ne demektir? Cause İngilizce örnek cümle.

    cause (v)

    sebep olmak

    sebebiyet vermek, neden olmak, yol açmak

    Cause (v) ingilizce örnek cümle

    The high temperature can cause severe burns.

    Yüksek sıcaklık ciddi yanıklara neden olabilir.

    Cause (v) Eş anlamlıları

    Bu kelimeler; sebep olmak, neden olmak, yol açmak anlamında kullanılabilir.
    cause (v) : sebep olmak
    lead to (pv) : yol açmak
    bring about (pv) : sebep olmak
    result in (pv) : ... ile sonuçlanmak
    induce (v) : sebep olmak, ikna etmek
    give rise to (pv) : sebep olmak


    Cause (conj) Collocations

    earthquake may cause : deprem neden olabilir
    explosion may cause : patlama neden olabilir
    factor may cause : faktör neden olabilir
    flood may cause : sel neden olabilir
    fluctuation may cause : dalgalanma neden olabilir
    263 Örnek daha
    gene may cause : gen neden olabilir
    illness may cause : hastalık neden olabilir
    imbalance may cause : dengesizlik neden olabilir
    incident may cause : olay meydana gelebilir
    infection may cause : enfeksiyon neden olabilir
    injury may cause : Yaralanma neden olabilir
    movement may cause : hareket neden olabilir
    mutation may cause : mutasyona neden olabilir
    parasite may cause : parazit neden olabilir
    shortage may cause : kıtlık neden olabilir
    stress may cause : stres neden olabilir
    virus may cause : virüs neden olabilir
    cause abscess : apseye sebep olmak
    cause accident : kazaya sebep olmak
    cause acne : sivilceye sebep olmak
    cause addiction : bağımlılık yapmak
    cause agony : acı çekmesine sebep olmak
    cause ailment : hastalığa sebep olmak
    cause alarm : korkuya sebep olmak
    cause allergy : alerjiyi tetiklemek
    cause alteration : değişikliğe sebep olmak
    cause amusement : eğlenmeyi sağlamak
    cause anarchy : anarşiye/kargaşaya sebep olmak
    cause anger : öfkeye sebep olmak
    cause anguish : şiddetli acıya sebep olmak
    cause annoyance : rahatsızlığa sebep olmak
    cause antagonism : gerginliğe sebep olmak
    cause anxiety : kaygıya sebep olmak
    cause apprehension : kaygıya sebep olmak
    cause argument : tartışmaya sebep olmak
    cause attack : (hastalık) atağa sebep olmak
    cause backlash : tepkiye sebep olmak
    cause bankruptcy : iflasa sebep olmak
    cause bitterness : acıya/hoşnutsuzluğa sebep olmak
    cause blast : patlamaya sebep olmak
    cause bleeding : kanamaya neden olmak
    cause blockage : tıkanıklığa sebep olmak
    cause bloodshed : kan dökülmesine neden olmak
    cause boom : patlamaya/yükselişe sebep olmak
    cause bother : zahmete/sıkıntıya sebep olmak
    cause breach : (arkadaşlık vb.)bozulmaya sebep olmak
    cause breakdown : bozulmaya neden olmak
    cause breakup : bozulmaya neden olmak
    cause build-up : parçalanmaya sebep olmak
    cause burn : yanığa sebep olmak
    cause cancellation : iptale sebep olmak
    cause cancer : kansere neden olmak
    cause casualty : zayiata sebep olmak
    cause cataract : katarakta sebep olmak
    cause a catastrophe : felakete neden olmak
    cause change : değişikliğe neden olmak
    cause chaos : kaosa sebep olmak
    cause closure : kapanmaya neden olmak
    cause colic : karın ağrısına sebep olmak
    cause collapse : çöküşe sebep olmak
    cause collision : çarpışmaya sebep olmak
    cause comment : yoruma neden olmak
    cause commotion : karışıklığa sebep olmak
    cause complication : komplikasyona(yeni soruna) neden olmak
    cause concern : endişeye sebep olmak
    cause conflict : çatışmaya sebep olmak
    cause confusion : karışıklığa neden olmak
    cause congestion : tıkanıklığa neden olmak
    cause consternation : şaşkınlığa neden olmak
    cause constipation : kabızlığa neden olmak
    cause contamination : kirlenmeye sebep olmak
    cause controversy : tartışmaya sebep olmak
    cause convulsion : kasılmaya/havaleye neden olmak
    cause corrosion : aşınmaya sebep olmak
    cause crash : çarpışmaya neden olmak
    cause crime : suça sebep olmak
    cause crisis : krize sebep olmak
    cause damage : zarara sebep olmak
    cause danger : tehlikeye neden olmak
    cause death : ölüme sebep olmak
    cause decay : çürümeye sebep olmak
    cause decline : düşüşe neden olmak
    cause decrease : azalmaya neden olmak
    cause defect : kusura sebep olmak
    cause deficiency : eksikliğe sebep olmak
    cause deformity : şekil bozukluğuna sebep olmak
    cause dehydration : susuzlaşmaya neden olmak
    cause delay : gecikmeye sebep olmak
    cause demise : ölüme sebep olmak
    cause depletion : tükenmeye sebep olmak
    cause depression : depresyona neden olmak
    cause destruction : yıkıma sebep olmak
    cause deterioration : bozulmaya neden olmak
    cause devastation : yıkıma sebep olmak
    cause diarrhoea : ishale neden olmak
    cause difficulty : zorluğa neden olmak
    cause disability : engelliliğe neden olmak
    cause disagreement : anlaşmazlığa sebep olmak
    cause disappearance : kaybolmasına sebep olmak
    cause disaster : felakete sebep olmak
    cause discomfort : rahatsızlığa sebep olmak
    cause discontent : hoşnutsuzluğa neden olmak
    cause discord : uyuşmazlığa sebep olmak
    cause disease : hastalığa neden olmak
    cause disillusionment : hayal kırıklığına neden olmak
    cause dismay : şaşkınlığa/üzüntüye sebep olmak
    cause disorder : bozukluğa neden olmak
    cause dispute : tartışmaya sebep olmak
    cause disruption : bozulmaya neden olmak
    cause dissatisfaction : hoşnutsuzluğa neden olmak
    cause dissent : ayrılığa sebep olmak
    cause distortion : bozulmaya neden olmak
    cause distraction : dikkat dağıtmak
    cause distress : strese sebep olmak
    cause disturbance : rahatsızlığa sebep olmak
    cause division : bölünmeye neden olmak
    cause downfall : düşüşe neden olmak
    cause drop : düşüşe sebep olmak
    cause drought : kuraklığa sebep olmak
    cause earthquake : depreme neden olmak
    cause embarrassment : mahcubiyete sebep olmak
    cause epidemic : salgına neden olmak
    cause erosion : erozyona/aşınmaya neden olmak
    cause error : hataya sebep olmak
    cause eruption : patlamaya neden olmak
    cause excitement : heyecana sebep olmak
    cause explosion : patlamaya neden olmak
    cause extinction : yok olmasına neden olmak
    cause failure : başarısızlığa neden olmak
    cause fall : düşmeye sebep olmak
    cause famine : kıtlığa sebep olmak
    cause fatigue : yorgunluğa neden olmak
    cause fear : korkuya sebep olmak
    cause feeling : öfkeye sebep olmak
    cause fever : ateşe sebep olmak
    cause fight : tartışmaya sebep olmak
    cause fire : yangına sebep olmak
    cause fit : (hastalık) krize sebep olmak
    cause flood : sele neden olmak
    cause fluctuation : dalgalanmaya neden olmak
    cause flutter : telaşa sebep olmak
    cause frenzy : çılgınlığa sebep olmak
    cause friction : anlaşmazlığa neden olmak
    cause frustration : hayal kırıklığına sebep olmak
    cause furore : kızgınlığa sebep olmak
    cause fury : öfkeye sebep olmak
    cause fuss : yaygaraya sebep olmak
    cause grief : kedere sebep olmak
    cause hallucination : halüsinasyona/sanrıya sebep olmak
    cause handicap : engelliliğe sebep olmak
    cause hardship : zorluğa neden olmak
    cause harm : zarar vermek
    cause havoc : zarara sebep olmak
    cause hazard : zarara neden olmak
    cause headache : baş ağrısına neden olmak
    cause hurt : zarara/acıya sebep olmak
    cause hysteria : histeriye sebep olmak
    cause illness : hastalığa neden olmak
    cause imbalance : dengesizliğe sebep olmak
    cause impotence : cinsel güçsüzlüğe sebep olmak
    cause incident : olaya sebep olmak
    cause inconvenience : rahatsızlığa/güçlüğe sebep olmak
    cause increase : artışa sebep olmak
    cause inefficiency : verimsizliğe sebep olmak
    cause inequality : eşitsizliğe sebep olmak
    cause infection : enfeksiyona neden olmak
    cause infertility : kısırlığa neden olmak
    cause inflammation : iltihaba neden olmak
    cause inflation : enflasyona/para şişkinliğine neden olmak
    cause injury : yaralamaya sebep olmak
    cause injustice : adaletsizliğe sebep olmak
    cause instability : istikrarsızlığa neden olmak
    cause irritation : tahrişe neden olmak
    cause jealousy : kıskançlığa sebep olmak
    cause landslide : heyelana sebep olmak
    cause leak : sızıntıya neden olmak
    cause leukaemia : lösemiye sebep olmak
    cause loss : kayba sebep olmak
    cause mess : karışıklığa neden olmak
    cause migraine : migrene neden olmak
    cause miscarriage : düşük yapmaya sebep olmak
    cause mischief : kötülüğe sebep olmak
    cause misery : mutsuzluğa sebep olmak
    cause a mishap : kazaya sebep olmak
    cause misunderstanding : yanlış anlamaya sebep olmak
    cause mortality : ölüm sebep olmak
    cause mutation : değişime neden olmak
    cause nausea : bulantıya sebep olmak
    cause obstruction : engele neden olmak
    cause offence : incinmeye sebep olmak
    cause outage : kesintiye neden olmak
    cause outbreak : patlak vermeye sebep olmak
    cause outcry : protestoya sebep olmak
    cause outrage : öfkeye sebep olmak
    cause pain : ağrıya sebep olmak
    cause panic : paniğe sebep olmak
    cause paralysis : felce neden olmak
    cause pneumonia : zatürreye /akciğer iltihabına sebep olmak
    cause poisoning : zehirlenmeye sebep olmak
    cause pollution : kirliliğe sebep olmak
    cause problem : sorun yaratmak
    cause rash : kaşıntıya/kızarıklığa sebep olmak
    cause reaction : yanıta sebep olmak
    cause recession : durgunluğa sebep olmak
    cause reduction : azalmaya sebep olmak
    cause relapse : tekrarlamaya sebep olmak
    cause relaxation : rahatlama/gevşemeye sebep olmak
    cause resentment : kızgınlığa sebep olmak
    cause revolt : isyana sebep olmak
    cause revulsion : tiksinti/kuvvetli tepkiyle sebep olmak
    cause rift : ayrılığa sebep olmak
    cause riot : isyana sebep olmak
    cause ripple : dalgalanmaya sebep olmak
    cause row : tartışmaya sebep olmak
    cause scandal : skandala sebep olmak
    cause scare : korkuya sebep olmak
    cause scene : rezalete sebep olmak
    cause sensation : sansasyona/heyecana sebep olmak
    cause shame : utanca sebep olmak
    cause shift : değişikliğe sebep olmak
    cause shortage : kıtlığa sebep olmak
    cause sickness : hastalığa neden olmak
    cause side effect : yan etkiye sebep olmak
    cause smash : kazaya sebep olmak
    cause sore : yaraya sebep olmak
    cause sorrow : kedere sebep olmak
    cause spasm : kasılmaya sebep olmak
    cause speculation : spekülasyona sebep olmak
    cause split : anlaşmazlığa sebep olmak
    cause stagnation : durgunluğa neden olmak
    cause stink : kötü kokuya sebep olmak
    cause stir : telaşa sebep olmak
    cause stoppage : kesintiye sebep olmak
    cause storm : fırtınaya neden olmak
    cause strain : zorlamaya sebep olmak
    cause stress : strese sebep olmak
    cause strife : tartışmaya sebep olmak
    cause suffering : acı çekmeye sebep olmak
    cause surprise : saşkınlığa sebep olmak
    cause suspicion : şüpheye sebep olmak
    cause swelling : şişmeye neden olmak
    cause symptom : belirtiye sebep olmak
    cause syndrome : birçok belirtiye sebep olmak
    cause tension : gerginliğe neden olmak
    cause tornado : kasırgaya neden olmak
    cause traffic jam : trafik tıkanıklığına neden olmak
    cause tragedy : trajediye sebep olmak
    cause transformation : dönüşüme sebep olmak
    cause tremor : titremeye sebep olmak
    cause trouble : soruna sebep olmak
    cause turmoil : karışıklığa neden olmak
    cause uncertainty : belirsizliğe sebep olmak
    cause unease : huzursuzluğa sebep olmak
    cause unemployment : işsizliğe sebep olmak
    cause unhappiness : mutsuzluğa neden olmak
    cause unrest : huzursuzluğa sebep olmak
    cause upheaval : ayaklanmaya/çalkantıya sebep olmak
    cause uproar : kargaşa sebep olmak
    cause upset : altüst olmaya sebep olmak
    cause vandalism : yıkıcılığa sebep olmak
    cause vibration : titreşime neden olmak
    cause waste : atığa neden olmak
    cause wave : artışa sebep olmak
    cause weakness : zayıflığa sebep olmak
    cause wear : eskimeye/aşınmaya sebep olmak
    cause worry : endişeye sebep olmak
    cause wreck : kazaya sebep olmak
    cause consequence : sonuca sebep olmak
    Daha az gör

    Cause (conj) Preposition Kullanımları

    to be caused by : ...dan kaynaklanmak
    cause (n)

    sebep

    neden, gerekçe

    amaç

    dava, gaye, maksat

    Cause (n) Eş anlamlıları

    Bu kelimeler; sebep, neden anlamında kullanılabilir.
    cause (n) : sebep, amaç
    reason (n) : neden, mantık
    grounds (n) : neden
    motive (n) : sebep
    motivation (n) : şevk, sebep
    justification (n) : gerekçe


    Cause (conj) Collocations

    cause may remain : neden sürebilir
    address cause : soruna eğilmek
    advance cause : amaca yürümek
    champion cause : amaç için mücadele etmek
    determine cause : nedeni belirlemek
    39 Örnek daha
    examine cause : sebebini incelemek
    find cause : neden bulmak
    give cause : sebep olmak
    identify cause : sebebi tanımlamak
    investigate cause : sebebini araştırmak
    join cause : davaya katılmak
    know cause : sebebini bilmek
    pinpoint cause : sebebini belirlemek
    reveal cause : sebebini ortaya çıkarmak
    serve cause : amaca hizmet etmek
    study cause : nedenleri araştırmak
    understand cause : sebebini anlamak
    biggest cause : en büyük sebep
    bad cause : kötü sebep
    chief cause : ana sebep
    common cause : yaygın neden
    direct cause : dolaysız neden
    important cause : önemli sebep
    just cause : geçerli neden
    leading cause : önde gelen neden
    likely cause : olası sebep
    main cause : ana neden
    major cause : ana sebep
    political cause : politik neden
    possible cause : muhtemel neden
    primary cause : başlıca neden
    principal cause : asıl sebep
    probable cause : muhtemel nedeni
    reasonable cause : makul sebep
    social cause : sosyal neden
    sufficient cause : yeterli sebep
    underlying cause : altında yatan sebep
    unknown cause : bilinmeyen sebep
    worthy cause : önemli neden
    favourite cause : favori sebep
    environmental cause : çevresel sebep
    known cause : bilinen sebep
    several reason : birkaç sebep
    cause of death : ölüm sebebi
    Daha az gör

    Cause (conj) Preposition Kullanımları

    cause for : …nın sebebi
    cause of : …nın sebebi
    cause (conj)

    ...dığı için

    çünkü, ...den dolayı

    Cause (conj) Collocations

    root cause : ana neden