Yükleniyor...
Fine [Adjective] İngilizce örnek cümle  - Remzi Hoca
remzihoca online dersler

Fine (Adj) ne demek?

Fine (Adj) ne demek? Fine ne anlama gelir? Fine İngilizce örnek cümle. Fine eş anlamlıları.

    fine (v)

    para cezasına çarptırmak

    para cezası kesmek

    Fine (v) ingilizce örnek cümle

    I was fined eighty dollars for a parking violation.

    Park ihlali nedeniyle seksen dolar para cezasına çarptırıldım.

    Fine (adj) Collocations

    magistrate may fine : sulh yargıcı ceza kesebilir
    fine (n)

    para cezası

    Fine (n) ingilizce örnek cümle

    Instead of a prison sentence, they were let off with a fine.

    Hapis cezası yerine para cezasına çarptırıldılar.

    Fine (adj) Collocations

    carry fine : cezaya sebep olmak
    impose fine : para cezası kesmek
    pay fine : para cezası ödemek
    heavy fine : ağır para cezası
    massive fine : büyük para cezası
    1 Örnek daha
    lead to fine : para cezasına sebep olmak
    Daha az gör
    fine (adv)

    memnuniyetle

    hoşnut bir şekilde

    Fine (adj) Collocations

    work fine : iyi çalışmak
    fine (adj)

    iyi

    güzel, hoş, mükemmel, kaliteli, güneşli, açık (hava)

    Fine (adj) ingilizce örnek cümle

    He took advantage of the fine weather to paint the wall.

    Duvarı boyamak için güzel hava koşullarından yararlandı.

    ince

    ince taneli, toz gibi

    Fine (adj) ingilizce örnek cümle

    Read the fine print whenever you take out a loan.

    Kredi aldığınızda küçük yazıları okuyun.

    There's a fine line between genius and insanity.

    Dehalık ve delilik arasında ince bir çizgi vardır.

    Fine (adj) Eş anlamlıları

    Bu kelimeler, kalitesi yüksek olan şeyleri anlatmak için kullanılabilir.
    quality (adj) : kaliteli
    fine (adj) : iyi, ince
    good (adj) : iyi
    prime (adj) : başlıca, kaliteli
    superior (adj) : üstün

    Bu kelimeler; sağlığı yerinde, hasta değil anlamında kullanılabilir.
    healthy (adj) : sağlıklı
    well (adj) : sağlıklı
    fine (adj) : iyi, ince
    great (adj) : büyük, mükemmel
    good (adj) : iyi
    fit (adj) : zinde, uygun, çekici


    Fine (adj) Collocations

    absolutely fine : kesinlikle iyi
    completely fine : tamamen iyi
    particularly fine : özellikle iyi
    perfectly fine : gayet iyi
    exceptionally fine : müthiş derecede iyi
    24 Örnek daha
    extremely fine : son derece zayıf/küçük
    fine achievement : iyi başarı
    fine adjustment : ince ayar
    fine art : güzel sanatlar
    fine balance : ölçülü / ince denge
    fine bone : ince kemik
    fine brush : ince fırça
    fine composer : üstün/iyi/parlak besteci
    fine day : güzel gün
    fine detail : ince ayrıntı
    fine feature : zarif/ince yüz hattı
    fine jewellery : güzel mücevher
    fine job : iyi iş
    fine judgement : iyi karar
    fine library : güzel kütüphane
    fine quality : iyi kalite
    fine sand : ince kum
    fine scale : ince ölçekli
    fine shop : güzel dükkan
    fine spine : ince diken
    fine view : güzel/mükemmel manzara
    fine win : iyi zafer
    fine wine : güzel şarap
    feel fine : iyi hissetmek
    Daha az gör

    Fine (adj) Preposition Kullanımları

    fine for : ...için para cezası